Sefer duası

İmam Mâlik’in naklettiğine göre, Hz. Peygamber sefer arzusuyla ayağını bineğinin üzengisine koyduğu zaman şu duayı okurdu:

بِسْمِ اللّهِ، اللَّهُمَّ أنْتَ الصَّاحِبُ في السَّفَرِ وَالخَلِيفَةُ في اْلاَهْلِ،

اللَّهُمَّ ازْوِ لَنَا اْلاَرْضَ، وَهَوِّنْ عَلَيْنَا السَّفَرَ.

اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذ بِكَ مِنْ وَعثَاءِ السَّفَرِ، وَكآبَةِ الْمُنْقَلَبِ،

وَمِنْ سُوء المَنْظَرِ في المَالِ وَاْلاَهْلِ

“Bismillah! Allahım! Sen seferde sahibim ve ailemde vekilimsin.

Allahım, arzı bize dür, seferi bize kolaylaştır.1

Allahım, yolun meşakkatlerinden, üzüntülü dönüşten, mal ve ailede vukûa gelecek kötü manzaralardan sana sığınıyorum.”2

Seferden dönüş duası

لاَ إلهَ إَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ،

لَهُ المُلْكُ، وَلَهُ الحَمْدُ، وَهُوَ عَلى كُلِّ شَئٍ قَدِيرٌ،

آيِبُونَ تَائِبُونَ عَابِدُونَ سَاجِدُونَ لِرَبِّنَا حَامِدُونَ.

صَدَقَ اللّهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ اْلاَحْزَابَ وَحْدَهُ

İbnu Ömer anlatıyor: Rasûlullah, bir sefer dönüşü, uğradığı her tepede üç kere tekbir getirmiş, ardından da şöyle demişti:

“Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehü’l mülk ve lehü’l hamd ve hüve alâ külli şey’in kadir.

(Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, şeriki yoktur, mülk O’nundur, hamd O’nadır. O her şeye kadirdir)

Bizler seferden dönen, tevbe eden, kulluk yapan, secde eden, Rabbimize hamdeden kimseleriz.

Allah va’dinde sâdık oldu, kuluna yardım etti. (Hendek Harbi’nde) müttefik orduları tek başına helâk etti.”3

Sefer esnası

يَا أرْضُ رَبِّى وَرَبُّكِ اللّهُ،

أعُوذُ بِاللّهِ مِنْ شَرِّكِ وَشَرِّ مَا خُلِقَ فِيكِ، وَشَرِّ مَا يَدِبُّ عَلَيْكِ.

أعُوذُ بِاللّهِ مِنْ أسَدٍ وَأسْودَ، وَمِنَ الحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ،

وَمِنْ سَاكِن الْبَلَدِ، وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ

Abdullah İbnu Ömer anlatıyor: Rasûlullah seferde iken gece olunca şu duayı okurdu:

“Ey arz, benim Rabbim ve senin de Rabbin Allah’tır.

Senin şerrinden, sende yaratılmış olanların şerrinden ve senin üzerinde yürüyenlerin şerrinden Allah’a sığınırım.

Aslanın, canavarın, yılanın, akrebin ve bu beldede ikâmet eden (insîlerin ve cinnî)lerin, valid ve ma veledin (İblis’in ve İblis neslinin) şerrinden Allah’a sığınırım.”4

“Kim bir yerde konakladığı zaman şu duayı okursa, oradan ayrılıncaya kadar ona hiçbir şey zarar vermez:

أعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ

Eksiksiz, tam kelimeleri ile, yarattıklarının şerrinden Allah’a sığınırım.”5

1 Arzın dürülmesi, uzağın yakın olmasıdır. Bu ise, yolculuğun zevkli geçmesiyle tahakkuk eder.

2 Muvatta, İsti’zân 34

3 Ebû Dâvud, Cihâd, 170

4 Ebû Dâvud, Cihâd 80. “Valid ve ma veled” ifadesi Beled Suresi üçüncü ayette geçer. “Babaya ve oğula” manası verilebilir. Burada şerrinden sığınıldığı cihetle şerli ruhanilerin atası olan İblis ve onun nesli olarak anlaşılabilir.

5 Müslim, Zikir, 54, 55. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât, 40.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir