Ebû Hüreyre anlatıyor: Rasûlullah buyurdular ki: “Mirac gecesi cinlerden bir ifrit gördüm. Elinde ateşten bir şûle olduğu halde beni takip ediyordu. Her bakışımda onu görüyordum.
Cibrîl bana: “İstersen sana bir dua öğreteyim, onu okursan, şûlesi söner ve hayatı biter” dedi.”
“Peki” dedim. Cibrîl de “Şunu oku!” dedi:
أعُوذُ بِوَجْهِ اللّهِ الكَرِيمِ،
وَبِكَلِمَاتِ اللّهِ التَّامَّاتِ التِى لاَ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَ لاَ فَاجِرٌ
مِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنْ السَّمَاءِ، وَشَرِّ مَا يَعُرجُ فِيهَا،
وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأ في اْلاَرْضِ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا،
وَمِنْ فِتَنِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ،
وَمِنْ طَوارِقِ اللّيْلِ والنَّهارِ اِلاَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ
يَا رَحْمنُ
“Allah’ın kerîm olan vechi ve iyi veya fâcir kim olursa olsun kimsenin aşamayacağı tam kelimeleri hakkı için,
-semadan inenlerin şerrinden,
-semaya yükselenlerin şerrinden,
-yeryüzünde yarattığı şeylerin şerrinden,
-yerin altından çıkanların şerrinden,
-gece ve gündüz fitnelerinden
-hayır getiren hâdiseler hâriç, gece ve gündüz gelen musibetlerden Allah’a sığınırım.
Ey Rahman,”1
1 İmam Malik, Muvatta, Şiir, 10
