Şükür, ibadetin çeşitlerinden biridir. İnsan, âdeta sonsuz nimetler arasında yaşadığından, görevi bu nimetlere karşı şükretmektir. Bir ayette, bu konuda şöyle bir dua modeli gösterilir:
رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ
وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَصْلِحْ ل۪ي ف۪ي ذُرِّيَّت۪يۚ اِنّ۪ي تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّ۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ
“Ya Rabbi, anne- babama verdiğin nimetlere şükretmeyi ve razı olacağın salih işler yapmayı bana nasip et. Neslimi de salih kıl. Ben gerçekten Sana döndüm ve ben gerçekten Sana teslim olanlardanım.”1
Bu duaya, ayetin evvelini nazara alarak “kırk yaş duası” diyebiliriz. Çünkü ayetin evvelinde insanın rüşdüne erip kırk yaşına geldiğinde böyle bir dua yaptığı ifade edilmektedir. Kırk yaş, insan hayatında çok önemli bir dönüm noktasıdır. Peygamber Efendimize ve nice peygambere kırk yaşında risalet görevi verildiği nazara alınırsa, bu yaşın önemi çok daha iyi anlaşılacaktır.
Bu şümullü duanın bazı inceliklerine şöyle bakabiliriz:
-Nimetlere şükretmek gerektiği gibi, şükretmeyi istemek de gereklidir. Çünkü insana olan nimetler saymakla bitmez. Bunu bilen zatlar “Ya Rabbi, Sen öyle şükre layık bir zatsın ki, bütün varlıklar Sana şükrettikleri halde, bizler yine de layıkıyla şükretmiş olamayız” demişlerdir.
-Anne babamıza verilen nimetlere de şükretmek gerekir. Çünkü onlara gelen nimet, bize gelmiş demektir.
-Salih amel, Allah’ın emrettiklerini yapmaktır. Salih amel yapmak gerektiği gibi, bunu istemek de gerekir. Nasıl ki, iştah olmadığında insan yiyemez. Öyle de, içinden salih amellere karşı bir coşku olmazsa onları yapamaz. Böyle bir dua ise, insanı salih amele yönlendirir, şevklendirir.
-İnsanın neslini salih görmesi en büyük iftihar vesilelerinden biridir. Bunun için hem onlara dua etmek, hem de bilfiil terbiyeleriyle meşgul olmak lazımdır.
1 Ahkaf, 15
