SAVAŞTAN TABLOLAR

“Gerçekten Allah, size olan va’adini gerçekleştirdi. O sıra, Allah’ın izniyle düşmanları öldürüyordunuz. Ta ki, yılgınlık ettiniz, verilen emir hususunda birbirinizle çekiştiniz. (Allah size) sevdiğinizi gösterdikten sonra, isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyor, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi denemek için, yardımını sizden çekti. Bununla beraber sizi bağışladı. Allah mü’minlere büyük lütuf sahibidir.”1

Ayet, ilk anlarından itibaren savaşın seyrini anlatmaktadır. Başlangıçta mü’minler galip gelirler. Ancak, okçuların ganimet sevdasıyla emre muhalefeti ve bazılarının yılgınlık göstermesi neticesi, birden savaşın seyri değişiverir. Sebat ve taate bağlı olan Allah’ın yardımı kesilince, mü’minler bir bozgunla karşı karşıya gelir.2 Bu, Allah’tan bir imtihandır. Allah, galibiyetle denediği gibi, mağlubiyetle de dener. Bununla beraber, Allah Uhud’da hatası görülenleri bağışlamıştır. Çünkü O, mü’minlere çok büyük lütuf sahibidir.

Şu ifadeler, harbin en çetin anlarını tasvîr eder:

“O vakit devamlı uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Peygamber arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah gam üstüne gamla sizi cezalandırdı. (Allah’ın sizi bağışlaması) kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmemeniz içindir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”3

Bozgun anında mü’minlerin çoğunluğu dağa doğru çekilirler. Herkes kendi derdindedir. Hz. Peygamber’in etrafında çok az bir topluluk kalmıştır. Rasulullah, dağa çekilenlere “Allah’ın kulları, bu tarafa gelin! Ben Rasulullah’ım!” şeklinde seslenmektedir.4 Rasulullah’ın emrine muhalefetin neticesinde, art arda gamlar gelir: Yetmiş sahabi hayatını kaybeder. Rasulullah dâhil pek çoğu yara alır. Karşı tarafın “Muhammed öldü” yaygarası ise, bunu duyan mü’minlerin kuvvetini bitirir.5

Ancak bu bozgunun ardından İlâhî rahmet imdada yetişir. Zira zorluktan sonra kolaylık ihsan etmek, sıkıntıdan sonra ferahlık vermek, Cenab-ı Hakk’ın rahmet kanunlarındandır:

“Sonra Allah, bu gamdan sonra bir emniyet vesilesi olarak size hafif bir uyku verdi. Bu uyku, sizden bir taifeyi bürüyordu. Bir başka taife ise, canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında haksız bir zanla, cahiliye zannı besliyorlar ve ‘var mı bize o emirden bir şey’ diyorlardı.”6

Bedir Savaşı öncesinde de böyle hafif bir uyku mü’minlerin gözünü bürümüştür. Enfal Sûresinde bu uykudan bahsedilirken önce uyku, sonra bunun emniyet vesilesi olduğu anlatılmış, burada ise önce emniyet vesilesi olduğu belirtilmiştir. Çünkü mü’minlerin Uhud’daki mağlubiyette böyle bir emniyet hissine ihtiyaçları daha şiddetliydi.7

Benzeri halleri yaşayanlar tarafından tecrübe ile sabit olduğu üzere, böyle korkulu hallerde, bir an bile olsun uykuya dalmak, insanın tabiatında sihir tesiri yapar, ona yeni bir canlılık verir, kalbini yatıştırır, onu rahatlatır.8

Şüphesiz böyle hafif bir uyku, “varidat-ı Rahmaniyye” ve “sekîne-i İlahiye” cümlesindendir. Alelâde olmayıp, fevkalâdedir.”9 Yani, böyle bir şey, sıradan değil, olağanüstü bir olaydır. Rahmanî bir tecellidir. Allah’tan sükûnet kazandırmadır.

Mü’minler, böyle bir tecelliyle, sükûnet ve emniyet bulurken, bir başka grup (münafıklar)10 canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında caiz olmayacak şeyleri düşünmektedir. Bunlar, kendilerinde hassas alıcılar olmadığından, İlâhî rahmetin bir tecellisi olarak gelen ve emniyet kazandıran uyku dalgasından hisselerini alamazlar, gözlerine uyku girmez, ızdırap içinde kıvranırlar.

1 Âl-i İmran, 152

2 İbn Kesîr, II, 113; Yazır, II, 1226-1227

3 Âl-i İmran, 153

4 Râzî, IX, 40; Beydâvî, I, 185, Nesefi, I, 188, Bazı rivayetlerde, Rasulullah’ın etrafında sadece dokuz kişi kaldığı belirtilir.

5 Râzî, IX, 40

6 Âl-i İmran, 154

7 Râzî, IX, 44

8 Kutub, I, 495

9 Yazır, II, 1205

10 Tirmizi, Tefsir, 3/16

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir