“Kimin sıkıntısı artarsa şu duayı okusun:
اللَّهُمَّ إنِّى عَبْدُكَ، وَابْنُ عَبْدِكَ، وَابْنُ أمَتِكَ،
وَفِي قَبْضَتِكَ، نَاصِيَتِى بِيَدِكَ،
مَاضٍ فِيَّ حُكْمُكَ عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ.
أسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ،
أوْ أنْزَلْتَهُ في كِتَابِكَ، أوْ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ في مَكْنُونِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ
أنْ تَجْعَلَ الْقُرآنَ رَبِيعَ قَلْبِي وَجِلاَءَ هَمِّى وَغَمِّى
“Allahım ben Senin kulunum, Senin kulun olan bir baba ve annenin oğluyum.
Senin kabzay-ı tasarrufundayım, perçemim elindedir.
Hakkımdaki hükmün nafizdir. Kazan ne olursa, hakkımda adâlettir.
Kendine isim olarak verdiğin veya Kitabında indirdiğin veya nezdinde mevcut gayb hazinesinde sakladığın, Sana ait her bir ismin hürmetine, Senden Kur’ân’ı kalbimin baharı, sıkıntı ve gamlarımın açılma vesîlesi kılmanı diliyorum.”
Bu duayı okuyan her kulun gam ve sıkıntısını Allah gidermiş, yerine ferahlık vermiştir.”1
1 Hâkim, Müstedrek, 1, 509
