Rasûlullah bir gün Mescid’e girdiğinde Ensâr’dan Ebû Ümâme ile karşılaştı. Aralarında şöyle konuştular:
-Ey Ebû Ümâme, hayrola, namaz vakti değilken seni Mescitte oturmuş görüyorum?
-Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah’ın Rasûlü.
-İster misin, sana bazı kelimeler öğreteyim? Bunları okursan, Allah, senden sıkıntını giderir ve borcunu ödetir.
– Evet, ey Allah’ın Rasûlü.
-“Öyleyse, sabaha girdiğinde ve akşama çıktığında şu duayı oku:
اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَن،
وَأعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ،
وَأعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ وَالْبُخْلِ،
وَأعُوذُ بِكَ مِنْ غَلبَةِ الدَّيْنِ، وَقَهْرِ الرِّجَالِ
“Allahım üzüntüden ve kederden sana sığınırım.
Aczden ve tembellikten sana sığınırım.
Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım.
Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım.”
Ebû Ümâme der ki: “Ben bu duayı yaptım, Allah benden gamımı giderdi, borcumu da ödetti.”1
1 Ebû Dâvud, Salât, 367
