أقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ، فأكْثِرُوا الدُّعَاءَ
“Kulun Rabbine en ziyade yakın olduğu hal, secde halidir. Öyle ise secdede çokça edin.”1
Hadiste nazara verilen yakınlığı mekanî bir yakınlık olarak anlamamak gerekir. Mekânı yaratan Allah, mekândan münezzehtir.
Ayrıca şunu da hatırdan çıkarmamak lazımdır: Yakın olan Allah’tır, yoksa kullar değil. Allah’ın yakınlığı zâtı itibarıyla olmayıp, ilim kudret gibi sıfatları yönündendir. Mesela şu ayete bakalım:
“Biz insana şah damarından daha yakınız.”2
O’nun kudret eli her şeye ulaşır. O’nun rahmet eli her muhtaca yetişir. O, dua edenlerin hallerini görür, seslerini işitir, kalplerinin en derinlerinden geçen şeyleri bilir. Gördüğü, işittiği, bildiği için onların isteklerini nazara alır, dua dilekçelerine cevap verir.
Secde duası
اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أسْلَمْتُ،
سَجَدَ وَجْهِى لِلَّذِى خَلَقَهُ وَصَوَّرَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ، وَبَصَرَهُ
تَبَارَكَ اللّهُ أحْسَنُ الخَالِقِينَ
“Hz. Peygamber secde ettiği vakit şöyle derdi:
“Allahım sana secde ettim, sana inandım, sana teslim oldum.
Yüzüm de, kendisini yaratıp şekillendiren, kulağını ve gözünü açana secde etmiştir.
Yaratanların en güzeli Allah ne yücedir.”3
Hz. Peygamberin duasında geçen “Yaratanların en güzeli Allah ne yücedir” ifadesi, Mü’minun Suresi 14 ayetten alınmadır. Bu ifade, -haşa- Allahtan başka yaratıcılar olduğu manasında olmayıp, Allah’ın her şeyi o şeyin mahiyetine en uygun şekilde yarattığını anlatır.
1 Müslim, Salât, 215
2 Kaf, 16
3 Müslim, Salâtu’l- Müsâfirîn, 201; Tirmizi, Daavat, 32
