Kur’an-ı Kerimde, Hz. Zekeriya’nın yaşlı halinde Allahtan çocuk talebi ve bu isteğinin kabulü nazırımıza sunulur. İlgili ayetlere geçmeden önce, konu ile alakası sebebiyle Hz. Meryem’in dünyaya gelişinden kısaca söz etmek istiyoruz. Şöyle ki:
Hz. Meryem’in annesi Hanne’nin çocuğu olmuyordu. Bir gün yavrusuna rızık taşıyan bir kuşu görünce annelik duyguları kabardı ve Allahtan çocuk ihsan etmesini istedi. Daha sonra hamile olduğunu anladığında şöyle dua etti:
رَبِّ اِنّ۪ي نَذَرْتُ لَكَ مَا ف۪ي بَطْن۪ي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنّ۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ
“Ya Rabbi, karnımdaki çocuğu dünya meşguliyetlerinden uzak bir kul olarak Senin ibadetine adadım. Bunu benden kabul et. Şüphesiz Sen Sen Semi’ Alîm’sin (işitensin, bilensin).”1
Meryem’i dünyaya getirdiğinde, onu kız olarak görünce üzüntüyle şöyle dedi:
رَبِّ اِنّ۪ي وَضَعْتُهَٓا اُنْثٰىۜ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْاُنْثٰىۚ وَاِنّ۪ي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ
وَاِنّ۪ٓي اُع۪يذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
“Ya Rabbi, kız dünyaya getirdim. Erkek, kız gibi değildir. Onun adını Meryem koydum. Onu ve neslini kovulmuş şeytandan Sana havale ederim.”2
Meryem’in annesinin bu üzüntüsü, erkek istediği halde kız çocuğu olmasından idi. Hâlbuki O, gelecek çocuğun kız olma ihtimalini nazara almadan daha karnında iken Kudüs’teki Mescid-i Aksaya adamıştı. Kız çocuğu ise, oraya nezredilmiyordu.
Onun bu duasında şu noktalar dikkat çekmektedir:
-Cenab-ı Hak yapılan dualara cevap verir. Bazen aynen istenileni verir, bazen daha hayırlısını… Burada daha hayırlısı verilmiştir. Sıradan bir erkek evlat yerine, Hz. Meryem gibi dünya kadınlarının en büyüklerinden olan bir peygamber anasını ihsan etmiştir.
-Dünyaya gelen çocuğa güzel bir isim vermek gerekir. Bu, evladın anne-baba üzerindeki mühim haklarından biridir. Hanne de böyle yapmış, çocuğuna “ibadet eden” manasında Meryem adını koymuştur.
-Dünyaya yeni gelen çocuğa, hatta onun nesline dua etmek lazımdır. Anne-babanın duaları en makbul dualardandır. Hannenin üstteki duası hem kızı Meryem, hem de torunu İsa için kabul edilmiştir.
Hanne, adağını yerine getirmek için Meryem’i Mescid-i Aksaya getirir. Hz. Zekeriya, O’nun himaye ve terbiyesiyle ilgilenir. Hz. Zekeriya, ne zaman küçük Meryem’in yanına varsa değişik yiyecekler görür. “Ey Meryem, bunlar nereden geliyor?” diye sorduğunda ise “Allah katından. O dilediğine hesapsız rızık verir” cevabını alır.
Hz. Zekeriya, Meryem’deki bu harika hali görünce, kendisi yaşlı ve hanımı kısır olmakla beraber hafif bir sada, hazin bir eda ile şöyle nida eder:
رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِيًّا
وَاِنّ۪ي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاء۪ي وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِرًا فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ
يَرِثُن۪ي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَۗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا
“Ya Rabbi, kemiğim zayıflayıp gevşedi. Baş, yaşlılık aleviyle tutuştu. Sana dua ettiğimde de ey Rabbim, hiç mahrum olmadım.
Ya Rabbi, gerçekten ben peşimden yerime geçecekler hususunda endişeliyim. Karım da kısır. Onun için bana yardımcı ihsan et.
Bana varis olsun, Yakub ailesine varis olsun. Ve Onu ey Rabbim, rızana kavuştur.”3
Bu duası üzerine, yüce Allah O’na Yahya isminde bir çocuk vereceğini bildirir. Bu müjde karşısında Hz. Zekeriya şaşırarak şöyle der:
رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا
“Ya Rabbi, benim nasıl çocuğum olur. Hanımım kısır, ben de ihtiyarlığın son haddindeyim”4
Hz. Cebrail O’na şu gerçeği bildirir: “Dediğin gibidir. Fakat Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Bundan önce Seni yarattım. Hâlbuki hiçbir şey değildin.”5
Bunun üzerine Hz. Zekeriya, Cenab-ı Haktan kendisine bir alamet ihsan etmesini ister. Kendisine, sapasağlam olduğu halde üç gün insanlarla konuşamayacağı bildirilir.
Hz. Zekeriya’nın duasında bazı noktalar dikkat çekmektedir:
-Yüce Allah, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Sebepler adi birer bahanedir. Normal şartlar altında erkeğin çok yaşlı, kadının da kısır olması çocuklarının olmaması anlamına gelir. Fakat Allah dilerse devam edegelen âdetini bozar, böylece dilediğini dilediği şekilde yapabileceğini gösterir.
-Hz. Zekeriya’nın duasında olduğu gibi, gizli bir şekilde yapılan dua, makbul bir duadır. Zira gösterişten uzaktır ve ihlasa daha yakındır.
-Hz. Zekeriya’nın dua esnasında, ilahi rahmeti celp edecek şekilde halini tasvir etmesi gösteriyor ki, insan dua ederken acizliğini, zayıflığını şefaatçi olarak zikredebilir.
-Duada hüsn-ü zan esastır. Hüsn-ü zannın farz olanı ise, Allah’a karşı olanıdır. Yani, dua eden kişi şöyle düşünmelidir:
“Benim Rabbim elbette hem Rahim, hem Hakîmdir. Bana benden daha çok merhametlidir ve hiçbir işi abes değildir. O halde, ben görevim olan duayı yaparım. Rabbim ise, rahmet ve hikmeti neyi gerektirirse ona göre cevap verir. İsterse dilediğimi verir, fakat vermezse de bilirim ki böylesi hakkımda daha hayırlıdır.”
Bu konuda Hz. Peygamber şöyle der:
“Sizden biri ‘dua ettim, fakat bana cevap verilmedi’ diye acele etmedikçe duasına cevap verilir.”6
İşte, Hz. Zekeriya “Ya Rabbi, Sana dua ettiğimde hiç mahrum olmadım” derken böyle bir hüsn-i edebe riayet etmiştir.
-Hz. Zekeriya’nın duası mücerret şehvet için olmayıp neslinin devam ve bakası içindi. Bunu isterken de رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ “Ya Rabbi! Bana katından ‘zürriyyeten tayyibe’/ temiz bir nesil hibe et.” dedi.7 Yoksa dünyaya gelecek çocuk Allah’a asi, anne babaya saygısız, topluma zararlı olacaksa, böylesi bir nesilden Allah’a sığınmak lazımdır.
-Anne, babanın çocuklarına duası, en makbul dualardandır. Hz. Zekeriya’nın, dünyaya gelecek çocuğu için “ve onu ey Rabbim, rızana kavuştur” demesi, güzel bir dua örneğidir. Cenab-ı Hak duasını kabul etti, Hz. Yahya gibi bir peygamber verdi.
-Yaşlıların duası da en makbul dualardandır. Hz. Zekeriya, bu duasını ileri yaşta yapmıştı. Hadiste bildirildiği gibi, “beli bükülmüş ihtiyarlar olmasaydı, belalar sel gibi üzerinize dökülecekti.”8
Saçını sakalını Allah yolunda ağartmış pir-i fani zatların yapabileceği en güzel ibadetlerden biri duadır. Böyle bahtiyar ihtiyarlar, bu milletin ıslahına dua etmeli, gençliğin İslami ölçülerle yetişmesine yalvarmalı, bu yolda çalışanlara Allahtan muvaffakiyet dilemelidirler.
Cenab-ı Hakkın nice salih kulları vardır ki, Allah’ın dinine yardım etmek, bu milletin iman selametine koşmak isterler. Fakat ellerinden bir şey gelmediğinden kırık bir kalp, mahzun bir edayla dergâh-ı ilahiyeye yönelirler, milletin ıslahı için dua ederler. Yüce Allah onların bu samimi duaları hürmetine başkalarının eliyle nice kullarına hidayet nimetini ihsan eder. Hak yolda gitmek isteyenlere yollarını gösterir, onları muvaffak eder.
1 Âl-i İmran, 35
2 Âl-i İmran, 36
3 Meryem, 4-6
4 Meryem, 8
5 Meryem, 9
6 Buhari, Daavât, 22
7 Âl-i İmran, 38
8 Aclûnî, II, 163
