Hz. Şuayb, Medyen halkına peygamber olarak gönderilir. Meyden, ticaret yolları üzerindeydi ve halkı ticaretle uğraşıyordu. Fakat ticarette ölçüyü kaçırmışlar, verirken eksik tartıyor, alırken fazla alıyorlardı. Peygamberler içinde hitabetiyle meşhur olan Hz. Şuayb, onları bu durumdan sakındırır, ölçü ve tartıda dengeli olmaya çağırır. Haddi aşan önceki milletlerin feci akıbetini anlatır.
Kavmi ise, Hz. Şuayb ve O’na uyanları tehdit edip, “ya bizim yolumuza dönersiniz, ya da sizi bu beldeden sürüp çıkaracağız.” derler.
Bunun üzerine Hz. Şuayb şu duayı yapar:
رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِح۪ينَ
“Ey Rabbimiz, bizim ile kavmimiz arasını hak ile aç. Sen Hayru’l-Fatihinsin.”1
Ve bu asi kavim, gece vakti gelen şiddetli bir ses ve depremle yerle bir edilir. Beldeleri, sanki daha önce oralarda kimse yaşamamış hale getirilir.
Hz. Şuayb’ın duasında geçen “Hayru’l-Fatihin” ifadesi Cenab-ı Hakkın isimlerinden biri olup “en güzel şekilde açan, en hayırlı bir tarzda sonuçlandıran” anlamı ifade eder.
1 A’raf, 89
