Cenab-ı Hak, kendi isimlerinden bir kısmını, Kur’anda insanlar için de kullanmıştır. Mesela:
1- Cenab-ı Hak Rauf-Rahimdir.1 Şu ayette, Hz. Peygamberi aynı isimlerle yâd etmiştir:
“Andolsun ki, size içinizden aziz bir elçi geldi. Sizi üzen şeyler onu incitir. Size son derece düşkündür. Mü’minlere Rauf-Rahimdir.”2
Bu iki isim, son derece şefkat ve merhameti ifade eder. Hz. Peygamber (asm) Allah’ın sonsuz şefkat ve merhametinin mazharı olmuş, bu engin şefkat ve merhametle insanlara muamele etmiştir. Anne babanın kendi evlatlarına olan yakın ilgi ve alakası gibi, hatta daha ileri boyutta O, ümmetinin dünyevi ve uhrevi mutluluğuyla yakından alakadardır. Öyle ki, Kur’anın ifadesiyle, “insanlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendisini yiyip bitirecektir.”3
2- Hz. Musa ile ilgili ayetlerde dikkat çeken bir durum, O’nun celal sahibi bir peygamber olduğudur. Öyle ki, Tur dönüşü kavmini buzağıya tapar görünce, yerine vekil bıraktığı Hz. Harun’u başından sakalından çekmiştir.4 Hâlbuki Hz. Harun hem kardeşidir, hem de bir peygamberdir.
3- Cenab-ı Hak Halim’dir, yani hilm sahibidir.5 İstese ceza verebileceği halde cezada acele etmez, mühlet verir. Bu ismin Hz. İbrahim için kullanıldığını görürüz.6 Bu ismin mazharı olarak O uysal, halim selim bir tabiata sahiptir. Onun bu tabiatını şu duasında görmek mümkündür:
“…Ya Rabbi, beni ve evlatlarımı putlara tapmaktan uzak tut. Ya Rabbi, o putlar insanlardan birçoğunu yoldan çıkardılar. Benim peşimden gelen, işte o bendendir. Kim de bana isyan ederse, şüphesiz sen Ğafur- Rahimsin.”7
Hz. İbrahim, bu duasında isyan edenlere beddua yapmamış, bilakis onları Cenab-ı Hakkın Ğafur ve Rahim isimlerine havale etmiştir. Bu iki isim ise, Cenab-ı Hakkın affediciliğini, merhamet sahibi olmasını ifade eder.
4- Cenab-ı Hak, bu halim peygamberine aynı tabiatta “Alîm” bir erkek çocuk müjdesi verir.8 “Alîm” de Allah’ın isimlerinden birisidir. Nitekim Hz. İshak, hem ilmiyle seçkin birisi olmuştur.
5- Hz. Yusuf, hükümdarın rüyasını tabiri dolayısıyla zindandan çıkarılır. Suçsuz yere zindana atıldığı anlaşılınca hükümdar kendisine görev teklifinde bulunur. Hz. Yusuf, şu cevabı verir:
“Beni ülkenin hazinelerine görevlendir. Çünkü ben “Hafiz – Alîmim.”9
Hafiz ve Alîm, Cenab-ı Hakkın isimlerindendir. Cenab-ı Hak, Hafiz ismiyle her şeyi korur, muhafaza eder. Aynı zamanda her şeyi bilir. İşte, Hz. Yusuf, bu iki ismin mazharı olarak, hıfz ve bilgiyi gerektiren Hazine Bakanlığı görevine talip olur.
6- Cenab-ı Hak Meliktir.10 Yani hüküm ve saltanat O’nundur. Kur’an’da aynı kelime insanları idare eden hükümdarlar için de kullanılmıştır.11 İsimde müşareket, mahiyette iştiraki gerektirmez. Yani, farklı şahısların aynı isimde olmaları, aynı mahiyette olmaları demek değildir. Köyün ağası için “zengin” tabirini kullanmakla, aynı tabiri dünyanın en zengini için kullanmak elbette bir olmaz. Aynı kelimenin hem Allah, hem de insan hakkında kullanılması, zihinde aynı manayı çağrıştırmamalıdır. Dolayısıyla, Cenab-ı Hakkın “Melikun- nas” yani insanların meliki olduğu12 hatırlanırsa, diğer meliklerin de O’nun memlukü bulundukları anlaşılır. O, melikler meliki, sultanlar sultanı, padişahlar padişahıdır.
Malumdur ki, hükümdarların tahtı olur, bu taht üzerinden ülkelerini idare ederler. Kur’anda, Hüdhüd’un diliyle Sebe Melikesi Belkıs’ın büyük bir tahtı olduğu söylenir.13 Bu ayetten hemen üç ayet sonra ise, en “büyük tahtın” Allaha ait olduğu ifade edilir. Yani, şu dünyada bazı insanlar hükümdar olabilirler, bazı şeylere hükmedebilirler. Fakat bu hal geçicidir. Asıl taht Allah’ın tahtı, gerçek saltanat O’nun saltanatıdır.
1 Tevbe 117, Nahl 7, Hac 65, Nur 20, Hadid 9
2 Tevbe, 128
3 Kehf 6 ve Şuara 3
43A’raf, 150
5 İlgili ayetler için bkz: Bakara, 225, 235, 263, Al-i İmran 155, Nisa 12, Hacc 59, Teğabun 17
6 Bkz. Tevbe 114, Hud 75
7 İbrahim, 35-36
8 Zariyat, 28
9 Yusuf, 55
10 Taha 114, Mü’minun 116, Haşr 23
11 Mesela bkz. Yusuf 43, 50, 54, 72 ; Kehf, 79
12 Nas, 2
13 Neml, 23
