İnsan üç cihetle Allah’ın isimlerine ayna olur:
1-Zıddiyet cihetiyle.
2-Hilkat itibariyle.
3-Mazhariyet yönüyle.
1- Cenab-ı Hak kemal sıfatıyla muttasıftır. İnsan ise, kusurlu bir varlıktır. Allah kudret sahibidir, insan ise acizdir. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. İnsan ise, âdeta her şeye muhtaçtır. Bu cihetle insan, Kuddüs, Samed gibi isimlerle isimlendirilemez, ancak Abdulkuddüs, Abdussamed olur.1
2- Her insan, kendi üzerinde tecelli eden nice isimlere ayinedir. Mesela, sanatlı yaratılmasıyla Sâni’ ismini, İlahi ikramlara mazhar olmasıyla Kerim ismini gösterir. Bu cihette insan, tümüyle Allahtan geleni gösterir bir vaziyettedir.
3- Cenab-ı Hak, insanı yaratmış ve ona ruhundan üflemiştir.2 Bu, insan ruhunun -haşa- Allah’tan bir parça olması anlamına gelmez. Müfessirlerin dikkat çektiği gibi, bu izafet ve nisbet teşrif içindir, tekrim içindir.3 Yani, insanın şerefini gösterir, onun mükerremiyetine dikkat çeker. Ayrıca, onda nice İlahi isim ve sıfatlar olduğuna işaret eder. Mesela, Cenab-ı Hak ilim, irade, kudret gibi sıfatların sahibidir ve bu sıfatların küçük bir numunesini insanın mahiyetinde dercetmiştir. İnsan, kendisinde bulunan bu cüz’i ölçücükler ile Cenab-ı Hakkın sonsuz sıfatlarının farkına varır. “Ben bazı şeyleri bilirim, Allah ise her şeyi bilir. Benim yaptığım şeyler, benim cüz’i irade ve kudretimi gösterir. Âlemde olan her şey ise Allah’ın külli irade ve kudretine şahittir” der.
Aynı insan, çevresinde meydana getirdiği şeylerle Cenab-ı Hakkın Halık, Musavvir, Mukaddir gibi isimlerine ayna olur. Mesela, mekanik kuşlar yapar, dev binalar inşa eder, söz dinleyen robotlar meydana getirir.
Bu cihetle insan, ikinci cihetten farklı olarak aktiftir, faaldir. Mesela, aynı ilim kapasitesine sahip iki insandan biri ilme yönelerek âlim olurken, diğeri lüzumsuz şeylerle meşguliyetten dolayı kayda değer bir şey öğrenemeden bu dünyadan gidebilir. Her insan, Kerim ismine mazhardır, yani kendisine nice ikramlar yapılır. Ama bu insanın başkalarına ikram etmesi kendi iradesine bırakılmıştır. Bazı insan, iradesini bu yönde kullanarak daima ikramda bulunan bir kişi haline gelebilir.
1 Kuddüs, “takdis edilen, noksanlardan uzak olan”, Samed ise “kendisi bir şeye muhtaç olmadığı halde her şey kendisine muhtaç olan” anlamına gelir. Bu manaların insan için kullanılamayacağı aşikârdır.
2 Bkz. Secde 9, Hicr 29, Sad 72
3 Bkz. Muhammed Ali Sabuni, Safvetu’t- Tefasir, Ensar Yay. İst. 1987, II, 502
