Delilik çeşit çeşittir. Peşinden koştuğu şeye göre, her insanda bir çeşit delilik vardır. Hz. Ali şöyle der:
“Hiddet, bir nevi deliliktir, sahibini pişman eder.
Şayet pişman olmazsa, böyle biri çok daha ileri derecede bir delidir.”1
Halkımız arasında “öfkede akıl yoktur. Öfkeyle kalkan zararla oturur” denilir.
İnsandaki hiddet, normal şartlar aslında uyuyan dev veya sakin denize benzer. Ama uyarıldığında homurdanmaya, kabarmaya başlar. Bu haliyle onu zabtetmek çok da kolay değildir.
Hiddeti kabaran biri, ne yaptığını bilmeyen mecnun birinin etrafı kırıp dökmesi gibi, etrafına çokça zarar verir. Hiddeti sükûnet bulduğunda ise, derin bir pişmanlık hâli yaşar. “Ben neden böyle yaptım?” diye kendini kınamaya başlar.
Hiddetle kalkıp zararlı şeyler yapan kimse, sonrasında pişmanlık duymuyorsa, bu daha ileri bir delilik alâmetidir. İnsanlara zulmetmekten zevk alan sadist ve müstebit kimseler, deliliğin ileri bir mertebesinde yer alırlar.
1 Nehcül-Belağa, s. 733
