İmanla cesaret arasında doğrudan bir bağ vardır.
İman, her türlü güzel işlerin kaynağı olduğu gibi, cesaretin dahi kaynağıdır.
İnsanın mahiyetinde hem iyilik, hem de kötülük tohumları bulunur. Kişi, bunlardan hangisine yönelirse o yünde ilerler. Yani, aynı insan hem cesur hem de korkak olabilecek özelliktedir. Onu cesur yapacak en önemli etken, imandır ve ibadettir. Çünkü Allaha inanan bir kimse, şu âlemde her şeyin dizginlerinin Allahın elinde olduğunu bilir. Dolayısıyla, ne yerdeki bir mikroptan korkar ne de gökteki kuyruklu yıldızdan…
Süratle gelen trenin bir metre yakınında duran bir çocuk, trenin belli bir nizamın esiri olduğunu bildiğinde ondan korkmaz ve kaçmaz. Ama aynı çocuğun yerinde İranlıların efsanevi kahramanı Rüstem veya Yunanlıların milli kahramanı Herkül olsaydı, trenin belli bir nizama mahkûm olduğunu bilmediklerinden, uzaktan koşarak gelen, ağzından şimşekler saçan, burnundan dumanlar tüttüren bu garip varlığı görünce, herhalde en az bir kilometre kaçacaklardı.1
İşte, mü’min şu âleme o çocuk gibi nazar eder. Kâfir ise, o kahramanların bakışıyla bakar. Böyle olunca, mü’min cesur olur, kâfir ise her şeyden korkar ve titrer.
1 Bkz. Said Nursi, Asar-ı Bediiyye, s. 467-468
