Parayı kalbine değil, kasaya koy
Tasavvufun mühim esaslarından biri, dünyayı terk etmektir. Şüphesiz bu terk, çalışma yönünden değil, kalp yönünden olmalıdır. Bir insan para kazanmalı, fakat parayı kalbine değil, kasaya koymalı ve o parayla İslâm’a hizmet etmelidir. Mevlâna’nın teşbihiyle, “su geminin içine girerse onu batırır. Altında bulunursa, onu yüzdürür.”1
Para, gaye değil vesile olmalıdır. Bu zamanda Allahın dinine yapılacak hizmetler için maddi imkânlar da son derece önemlidir. Kur’an-ı Kerim ayetlerinde buna da temas edilmiş, mesela şöyle denilmiştir:
“Mallarınızla, canlarınızla cihad edin!”2
“Allah yolunda mallarınızı harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsanda bulunun. Allah, ihsanda bulunanları sever.”3
Allah yolunda vermemek büyük tehlikedir. Çünkü o zaman İslâm ordusu zayıflayacak, düşmana karşı çıkmak zorlaşacaktır. Keza, barış ortamında dine hizmet edenlerin elinin zayıf olması, yapacakları hizmetlerin çapını küçültecektir.
1 Rûmî, Şerh-i Mesnevî, Tercüme ve Şerh: Tâhiru’l- Mevlevî, Ahmed Saîd Matbaası, İst. 1971. I, 76
2 Tevbe, 41
3 Bakara, 195
