Kabirlerden Kalkış

Sur’a birinci üfürüş ile şu imtihan meydanı artık kapatılacak, ikinci üfürüşle ise, yeni bir hayat başlayacaktır. Bunun insanlara bakan ilk merhalesi, kabirlerden kalkıştır. Bununla ilgili olarak, mesela şu ayetlere bakalım:

(Alay ederek) Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu vaat ne zaman gerçekleşecek?, diyorlar. Onların beklediği, birbirleriyle uğraşıp dururlarken onları ansızın yakalayacak bir sayhadan başkası değildir. Artık o zaman ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler. Ve Sûr’a üfürülmüştür. Bir de bakarsın kabirlerden Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. Şöyle derler: Vay başımıza gelene! Yattığımız yerden bizi kim uyandırdı? İşte bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir ve gelen elçiler doğru söylemişlerdir. Bu, başka değil sadece bir tek sayhadır. Bakarsın hepsi toplanmış, huzurumuza getirilmişlerdir.”1

Ayetin Yattığımız yerden bizi kim uyandırdı? kısmında, kabir hayatını bir uykuya benzetiş vardır. Her gece uyuyan ve sabahında uyanan insanların, ölüm uykusundan haşrin sabahında uyanmaları da son derece makul bir olay olmalıdır.

Kâfirlerin kabirlerden çıkış manzarası, başka ayetlerde şöyle tasvir edilir:

Gözleri düşkün bir hâlde, sanki etrafa dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. Davetçiye boyun eğerek o kâfirler şöyle derler: Bu, çok zor bir gün.”2

Kabirlerden çıkanların çekirgelere benzetilişi, sayıca çokluk, birbiri üstüne yığılma ve her tarafa dağılmış olmaları itibariyledir.3 Çekirge istilalarında benzeri bir manzarayı görmek mümkündür. “Rüzgârın dişleri” olarak tavsif edilen çekirge sürüleri, gökyüzünde siyah bir bulutu andırır. Yerde ise, birbiri üstüne yığılmış, her tarafa dağılmış haldedirler. Kabirlerden kalkış manzarası, onların yerdeki hallerine benzetilmiştir. Şu ayet de, kâfirlerin kabirlerden çıkışını anlatır:

O halde bırak onları, kendilerine vaat edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynasınlar. O gün (kıyamet günü) kabirlerden süratle çıkacaklar. Sanki bir nusuba varmak istercesine koşacaklar. Gözleri korkmuş haldedirler. Kendilerini bir zillet saracak. İşte bu, onlara vaat edilen gündür.”4

Âyetteki nusub, onların taptıkları putları ifade ediyor olabilir. Yani müşrikler dünyada putlarına koşarak gitmeleri misali, o gün hesap meydanına öyle sür’atle getirileceklerdir. Şu dünyada güle oynaya, neş’e içinde putlarına koşarlarken kabirlerden kaldırıldıklarında da yine koşacaklar. Fakat bu, putlarına severek gitmeleri tarzında değil, hesaba çekilmek üzere Allah’ın huzuruna götürülmek şeklinde olacaktır. Veya yarış yapan koşucular nasıl dikilmiş nişanları gözeterek koşarlarsa, bunlar da hesap meydanına doğru hızla koşacaklardır.

Ayetin Sanki bir nusuba varmak istercesine koşacaklar. kısmında, nusuba “putlar” manası verildiğinde bir tehekküm, ince bir istihza vardır.5 Zira bu defa gidiş gerçek ilahadır. Allah’ın huzuruna gitmek aslında en büyük bir saadettir. Fakat bunlar O’nu tanımadıkları için hesaba çekilmek üzere götürülmektedirler.

“Sadece tek bir sayha ile hepsi huzurumuza getirilmişlerdir.”6

ayetinde bu götürülüşün nasıl olduğunu görmek mümkündür. Ayetin metninde geçen “muhdarun” kelimesi, suçluyu yakalayıp zorla mahkeme huzuruna getirmeyi ifade eder.7 Meçhul sığa (edilgen olarak) getirilmesi ise, kendi istekleriyle değil, tutuklanıp getirildiklerini anlatır.

1 Yasin, 48-53

2 Kamer, 7-8

3 Alûsî, XXVII, 80; Bahş, s. 226-227

4 Mearic, 42-44

5 Bahş, s. 229

6 Yasin, 53

7 Yazır, VI, 3807

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir