Nefse hâkimiyet,
göze hâkimiyetten geçer.
Cinsellik, insanın en çetin sınavlarından biridir. Yüce Allah, hem erkeklere hem de kadınlara gözlerini harama bakmaktan, ırzlarını ise gayr-i meşru beraberlikten korumalarını emrederek şöyle der:
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır…
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar…”1
Cinsellik imtihanında en önemli unsurlardan biri gözlere sahip çıkılması ve onların korunmasıdır. Özellikle günümüzde gözleri korumak çok daha zorlaşmıştır. Çünkü tarihin hiçbir döneminde olmadığı şekliyle göze bakan günahlar çok yaygındır, her taraf haram manzaralarla, muzır neşriyatla doludur. Aslında hayırlı işlere de kullanılabilen gazeteler, televizyonlar, dergiler, internet… bunun en büyük müsebbibidir.
Ayet-i kerimede namusların korunması emredmekte ve bunun bir öncüsü olarak da gözün korunmasına dikkat çekilmektedir. Çünkü göz bu işlerde en önemli azadır. İnsan, önce harama bakar ardından meyleder. Gözüne sahip çıkmayan biri, büyük ölçüde iffetine sahip çıkmakta da zorlanır. Gözünü koruyabilen ırzını da daha iyi bir şekilde koruyabilir.
Peygamberimiz şöyle buyurur:
“Şüphesiz ki Allah, âdemoğluna zinadan nasibini yazmıştır, buna erişecektir.
Gözlerin zinası bakmaktır.
Kulakların zinası dinlemektir.
Dilin zinası konuşmaktır.
Ellerin zinası tutmaktır.
Ayağın zinası bu işe yürümektir.
Nefis arzular ve ister. İnsanın tenasül uzvu ise ya bunu yapar ya da terk eder.”2
Göz zinası, gayr-i meşru kadın- erkek beraberliğinin öncüsü gibidir. Bundan dolayı hem kadın hem erkek gözüne sahip çıkmakla ve harama bakmamakla emrolunmuştur.
Burada hatıra şöyle bir soru gelebilir: “Günümüzde bu hangi ölçüde yapılacak, ne kadar yapılabilir?”
Peygamber Efendimizin Hz. Ali’ye söylediği şu sözde, sorunun cevabını bulabiliriz:
“Ya Ali! İlk görmeden sonra gözünü çevirip bakma! Birincisinde mazursun, ama ikincinin vebali sanadır.”3
Her taraf açık saçık manzara ile dolu bir ortamda elbette dışarıda gözü kapalı yürünmez. Ama kişinin kendini koruması kendi tercihine bırakılmış bir durumdur. Mesela:
-Günahsız yerleri tercih eder ve haram manzaradan uzak yerleri seçer, oralardan gelir gider.
-Gazete alacağı magazin gazeteleri değil, ciddi gazeteleri alır.
-Televizyona bakacağı zaman seçici olur, rastgele “kanallar turu” yapmak yerine önceden belirlediği faydalı proğramları seyreder, proğram bitince de televizyonu kapatır.
-İnternete gireceği zaman açık saçık manzaraların bulunduğu yerlere değil, gerçekten faydalı olan sitelere girer.
Görüldüğü gibi, -zor da olsa- bu bize bırakılmış olan bir şeydir. Kişi bu noktada kendine sahip olmakla ve gözünü korumakla mükelleftir. Gözünü koruyamayan namusunu korumakta da zorlanır. Öyle ki, artık dayanamaz ve sabredemez hale gelir. Bunun neticesinde bir takım taşkınlıkları yapabilir. Günümüzde gayr-i meşru beraberlikler içerisinde olan nice insan bu acı gerçeğin şahitleridir.
Ehliyet imtihanına gireceklerden göz doktorundan alınan bir rapor da istenir. Çünkü gözünde problem olan biri, araba kullanamaz, kullanmaya kalksa kazalara sebebiyet verir. Benzeri bir durum, İslami hizmetlere liyakat hususunda düşünülebilir. Gözünü haramdan sakınmayan biri, gözünü manen kör hale getirir. Böyle biri büyük hizmetlere muvaffak olamaz.
1 Nur, 30-31
2 Buharî, Kader 9; Ebû Dâvûd, Nikâh 43
3 Ebû Davud, Nikâh: 43; Tirmizi, Edeb: 28
