Şeytandan Korunma Duaları

Şeytanı bize tanıtan Allah, ne gibi dualarla ondan korunacağımızı da bize öğretir:

1-Felak Suresi

Kur’an’ın son iki suresi olan Felak ve Nas Sureleri’ne “Muavvizeteyn” denilir. Yani, bunlarla Allah’a sığınılmakta ve bu iki sure insan için koruyucu zırh hükmüne geçmektedir.

Bazı rivayetlere göre, bir Yahudi tarafından Peygamber Efendimize sihir yapılmış, Cenab-ı Hak, Peygamberimize ve ümmete şifa olarak bu iki sureyi göndermiştir.1

De ki: Sığınırım felakın Rabbine,

Yarattığı şeylerin şerrinden,

Karanlığı her tarafı bürüdüğünde gecenin şerrinden,

Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,

Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”2

Bu sureyle ilgili bazı noktalara dikkat çekmek istiyoruz.

-Âlemde hayır ve güzellik asıl olmakla beraber, az miktarda şer de vardır. Bu şerrin bir hikmeti istiazeye, yani Allah’a sığınmaya bakar. Hayırlı şeyler insanı şükre sevk ettiği gibi, şerli şeyler dahi istiazeye sevk eder.

-Bu surede belirtilen şerli şeylerden “felakın Rabbine” sığınmakta şöyle bir incelik vardır: Felakın Rabbi, bir yönüyle “sabahın Rabbi” manasını ifade eder. Gecenin karanlığını giderip nurlu sabahı getiren Zat, elbette kendine sığınanları şerlerin karanlığından hayırların aydınlığına çıkarmaya kadirdir.

-Gece vakti karanlık her tarafa çöktüğü sıralar, nice fesat komiteleri karanlık işlerle meşguldür. Ruhu kararmış kişiler, karanlık işleri için özellikle karanlık geceleri seçerler. Onların bu karanlık işlerinden, fesat planlarından “sabahın Rabbine” sığınmak gerekir.

-Şeytanın ve yoldaşlarının en büyük silahı kadındır. Günümüzde kadın, tarihte emsali görülmedik bir tarzda müstehcen neşriyatla, gayr-ı meşru şarkılarla ve daha başka cihetlerle kullanılmakta, muhataplarının hassas noktalarını tahrik ile onları âdeta büyülemekte, hipnotize etmektedir. “Düğümlere üfleyenler” ifadesi sihirbazlara baktığı gibi, bu şekilde kullanılan şerli kadınlara da işaret etmektedir.

Kadına yaraşır bir iffetle tertemiz yaşayan, geleceğin imanlı nesillerini yetiştiren bahtiyar kadınları bundan tenzih ederiz. Zira “Cennet anaların ayakları altındadır.”3

-Hased, başkasında olan iyi bir hali çekememek, ondan bu halin gitmesini arzulayıp kendini ona ehil görmektir. Nice kötülükler, hep haset yüzünden meydana gelmiştir. Gökte ve yerde ilk kötülükler haset sebebiyle yapılmıştır. Gökte İblis, haset yüzünden Âdem’e secde etmemiş, yerde Kabil, haset yüzünden kardeşi Habil’i öldürmüştür.

-Ayette haset edenin şerrinden Allah’a sığınırken “haset ettiği zaman” kaydının getirilmesi işaret eder ki, hasit, hasedin gereğiyle amel etmediğinde zararı ancak kendinedir, kendini yer bitirir.

2-Nas Suresi

De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melikine, insanların İlahına sığınırım, o sinsi vesvesecinin şerrinden.

Ki o, insanların kalplerine vesvese verir. Hem cinlerden olur, hem insanlardan.”4

Bu sureyle ilgili olarak da bazı inceliklere yer vermek istiyoruz:

-Bundan önceki surede “mahlûkatın şerri, gecenin şerri ve düğümlere nefes edenlerin şerrinden” “sabahın rabbi” unvanıyla Allah’a sığınırken, bu surede ise insî ve cinî şeytanların şerrinden “insanların Rabbi, Meliki, İlahına” sığınmaktayız.

Yani, önceki surede Allah’ın bir ismiyle üç şeyden istiaze var. Bu surede ise, Allah’ın üç ismiyle bir şeyden istiaze söz konusudur. Bu ise, onların şerlerinin ne derece büyük olduğunu ve ne derece onlardan Allah’a sığınmak lazım geldiğini gösterir. Nitekim Peygamberimiz şöyle dua etmiştir:

Allahım, göz açıp kapayıncaya kadar da olsa, beni nefsimle baş başa bırakma.”5

Çünkü nefis, daima şeytanın telkinlerine hassas bir alıcı konumdadır.

-İnsanlardan habis ruhlu kimseler bir nevi şeytan görevi yaparlar. İnsanların hak yoldan sapması, günahlara dalması için telkinlerde bulunurlar. Aynı şeyi cinnî şeytanlar görünmeden üfleyerek yaparlar. Aralarındaki fark sadece ceset farkıdır, mahiyetleri âdeta birdir.

Allah’ın bahşettiği insanlık nimetinin kıymetini bilmeyenler, insanlıktan çıkar, şeytan bir hayvana dönüşür. Böyle birisi, sözgelimi ilkokul öğretmeni olduğunda öğrencilerinin safi zihinlerine inkâr fikirlerini enjekte eder. “Allah varsa niye görülmüyor? Cehennem varsa, niye oradan hiç kafası kırık gelen yok” gibi görünüşte tutarlı, gerçekte ise cerbezeli söz oyunlarıyla maneviyata savaş açar, kendi gibi şeytan fikirliler yetiştirmek ister.

– Şeytan, pusudaki sinsi düşmandır, daima fırsat kollar, insanları günah çamuruna daldırır, ama o çamuru misk u anber sandırır. Dalalet bataklığına sürer “İyi yoldasın” der. Hadisin bildirdiği üzere, “Kanın damarlarda cereyanı gibi insanda dolaşır.”6 Yani, her damarda dolaşır, onu mağlup etmeye çalışır.

3-Peygamber Efendimize Öğretilen Dua

Şeytan, daima insana kötülüğü telkin eder. Fakat insan üzerinde zorla yaptırım gücüne sahip değildir. Sadece vesvese ve desiselerle onun ayağını kaydırmaya, hak yoldan saptırmaya çalışır. Kişiye böyle bir vesvese geldiğinde “Euzü billahi mineş şeytanir racîm” derse, şeytan hiçbir zarar veremez. Ve o kişi şeytanı dinlemediğinden dolayı büyük sevaplar kazanır.

Meleklere şeytan musallat olamaz. Onun için makamları sabittir. İnsan ise, şeytana uymakla nihayetsiz alçalabileceği gibi, dinlememekle de nihayetsiz yükselebilir. Şeytanın işi vesvese vermek, insanın görevi o vesveseye kapılmayıp Allah’a sığınmaktır. Bir ayette şöyle bildirilir:

Eğer şeytandan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki, Allah Semi’-Alîmdir.”7

Birisi, bir maneviyat büyüğüne “Efendim, şeytan bana çok vesvese veriyor, ne yapayım?” diye sorar.

O zat, “Sen bir evin önünden geçerken evin köpekleri sana havlasalar ne yaparsın?” der.

Adam “Yerden taş alır, üzerlerine atarım” deyince o maneviyat büyüğü şu manidar sözü söyler:

Ben olsam öyle yapmam. Hemen evin sahibine seslenirim. O, köpeklere seslenince hepsi köşelerine çekilir, seslerini keserler. İşte bunun gibi sana vesvese geldiğinde sen de Allah’a sığın. O zaman şeytan sana bir zarar veremeyecektir.”

Cenab-ı Hak, bu konuda Resul’üne şu duayı ders verir:

De ki: Ya Rabbi, şeytanların dürtmelerinden Sana sığınırım. Yanımda bulunmalarından da Ya Rabbi yine Sana sığınırım.”8

Mealde “dürtmeler” şeklinde ifade ettiğimiz kelime, ayette “hemazât” şeklindedir. “Atı mahmuzlamak” deyimi de buradan gelmektedir. Atın mahmuzlanması onu daha süratli koşturduğu gibi, şeytanların “hemezatı” insanı günah vadilerinde çılgınca koşturtur.

Şeytanların bir çeşit değil, çeşit çeşit vesveseleri olmasına işaret olarak “hemezât” kelimesi çoğul olarak gelmiştir.

İşte, o dürtüler insana geldiğinde hemen Allah’a sığınmak ise, atı dizginlemek ve istediği yerde durdurabilmek gibidir.

Şeytanların insanın yanında bulunmaları ise, namaz kılar­ken, Kur’an okurken, yerken, içerken vb. durumlarda onun amellerine karışmak istemeleridir. Sözgelimi, besmele­siz olarak yiyen-içen kişiye şeytan arkadaşlık eder, onun rız­kına ortak olur, bereketi kaçırır.

Özellikle can boğaza geldiği anda şeytandan uzak kalabilmek çok önemlidir. Çünkü o sekerat hali koca bir ömrün en önemli anlarıdır. Şeytan orada son bir hamle ile iman cevherini almak ister. Üstteki duaya devam eden kişi, bütün bu hallerde şeytanın arkadaşlığından ve dürtülerinden kurtulur.

Şeytan, davasında samimidir. İnsan yüzünden ilahi rahmetten kovulduğundan onun ezeli-ebedi düşmanıdır. Her türlü vesveseyi kullanarak onu saptırmaya çalışır. Mesela, kötülükleri ona süsler, güzel gösterir. Kişi bunu aştığında, bu defa iyilik yaptırmamaya çalışır. Eğer bunu da aşsa “Bari az yapsın” der, azaltmak ister. Bunu da geçse bu defa “gurur, kibir, riya” gibi şeyler önüne sürer “Bak, sen başkasın, senin gibisi yok” tarzında şeyleri telkin eder. Kişi salimen bunlardan kurtulsa yine ümidini kesmez, “Bu defa kazandın. Fakat bir gün tuzaklarımdan birine elbet seni düşürürüm” der, pusuda bekler.

1 Beydavi, II, 632

2 Felak, 1-5.

3 Muhammed Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, Daru İhyai’t-Türasi’l-Arabî, Beyrut, 1351 h. I, 335.

4 Nas, 1-6.

5 Ahmed b. Hanbel, V, 42.

6 Buhari, Bed’ül-Halk, 11.

7 A’raf, 200.

8 Mü’minun, 97-98.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir