Şeyh Sadi şöyle der: “Eğer tabiatında daima ayıpları, kusurları görmek varsa, tavusta çirkin ayaktan başka bir şey göremezsin.”1
Tavus kuşu, en güzel görünüme sahip kuşlardan biri olmakla beraber, sadece ayağı canibinden bakılırsa çirkin bir kuş olarak görülebilir ve gösterilebilir. Ama bir bütün olarak nazar edilirse, muhteşem bir kuş olarak karşımızda arz-ı endam edecektir.
İslamiyet, tavus kuşu misali gayet güzel olmakla beraber, “kölelik, bazı durumlarda iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine denk sayılması, dörde kadar evlilik izni bulunması…” gibi durumlar bazılarınca tenkit konusu yapılabilmektedir. Aslında bunların tamamının net açıklamaları da vardır, ama gerek insî ve gerek cinnî şeytanlar özellikle bu meseleleri nazara vererek İslam dinini çirkin gösterme telaşı içerisindedirler. Hâlbuki gerek bu meseleler ve gerekse benzeri diğer meseleler, değil İslam için bir kusur olmak, aksine onun güzelliğini ve mükemmelliğini göstermektedir.
Öte yandan, bir sarayın yüzlerce kapısı açık, biri kapalı olsa, o saraya girilemeyeceği iddia edilemez. Ama şeytan, devamlı surette kapalı olan bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister.2 Bu meselelerin bazı kimselerce açıklamasının bilinmemesi, mantıklı bir açıklaması yok anlamına gelmez. Ama şeytan ve yandaşları, devamlı böyle meselelere dikkat çekerek insanları İslam dini hakkında önce şüpheye, ardından inkâra sevk etmek isterler. Mesela, Allah’a imanla alakalı binler, hatta sayısız delil varken, şeytan zayıf bir noktadan baktırır, inkâr ettirmeye çalışır.
1 Şeyh Sadi, Bostan ve Gülistan, Ter. Rıfat Bilge, Meral Yay. İst. 1980, s. 252
2 Bkz. Nursi, Lem’alar, s. 88
