İnsan, günah potansiyelli bir varlıktır. İlk insan Hz. Âdemin yasak ağaçtan yeme olayı, bunun bir sembolü gibidir. Bu potansiyel, onu meleklerden farklı kılmakta, “imtihan edilen bir varlık” haline getirmektedir. İmtihanda ise, kazanmak olduğu gibi kaybetmek de vardır.
Şu dünyadaki sayılı nefeslerimiz, imtihan dönemimizdir. İmtihanda doğru şıkkın yanında yanlış şıklar da olur. Kişi, yanlışlar arasından doğru olanı bulabilirse, imtihanda başarılı olur. Diyebiliriz ki, hayat tercihlerden ibarettir. Tercihlerimiz kaderimizi belirler.
Ruhumuz bize pırıl pırıl ve tertemiz olarak verilmiştir. Büluğ dönemine kadar insan fıtri olarak temiz kalır. Sonrasında ise çetin bir imtihan başlar. Bizden istenen, bu ruhu tertemiz olarak Allaha teslim etmektir.
Melek olmadığımıza göre, tümüyle masum bir hayat yaşamamız âdeta mümkün değildir. Ama kirlenen çamaşırların deterjanla temizlenmesi misali, insan da tevbe ve istiğfarla manen temizlenir, günah kirlerinden kurtulur.
Renkler sembolü ile anlatılırsa, günahlardan uzak tertemiz bir hayat yaşayanların maneviyattaki renkleri beyaz, hayatı inkâr ve günahlarla geçenlerin renkleri siyah, iman etmekle beraber yer yer günahlarla iç içe olanların renkleri ise gridir. İnsanların çoğunun renginin gri olduğunu söyleyebiliriz. Ama grinin de tonları vardır, bazısı siyaha yakın iken bazısı da beyaza yakındır.
Aslında sadece günahlardan kaçınmak, tek başına yeterli bir durum değildir. Günahlardan uzak kalmanın dindeki adı, takvadır. Ama dinde bir önemli esas daha vardır: Salih amel.
Takva dinin “şöyle yapmayın” dediği şeylerden uzak kalmak iken; “salih amel, dinin “şöyle yapın” dediklerini yapmaktır. Mesela yalan söylememek takva, doğru söylemek salih amel; harama bakmamak takva, gözü tefekkürde kullanmak salih amel; kötü yerlere gitmemek takva, iyi yerlere gitmek salih ameldir.
Takvayı elde etmek ve salih amel işlemek hususunda insanın önündeki en büyük engel, şeytandır. Bu cihetten baktığımızda yeryüzündeki hayatımızın “şeytanla mücadele günleri” olduğunu söyleyebiliriz. Bu cihetten, onu tanımak, aldatma metotlarını bilmek ve elden geldiğince korunmak son derece önem arzetmektedir.
Çalışmamız üç bölümden meydana gelmiştir:
Birinci bölüm, “Kur’anî çerçevede şeytanı” bize tanıtır. Onun varlık âlemindeki yeri, mahiyeti, insanla olan ilişkisi, ahiret âlemindeki akıbeti gibi genel meseleleri ele alır.
İkinci bölüm, onun hile ve vesveselerini nazara verir.
Üçüncü bölüm ise, ondan korunmanın yollarını anlatır.
Faydalı olması dileğiyle…
Tevfik ve inayet Allah’tandır.
Şadi Eren
