Her sonbahar mevsiminde milyonlarca bitki türünün sayısını bilmediğimiz tohum ve çekirdekleri toprağa düşer. Bunlar görünüşte çürür giderler, gerçekte ise baharda yeni bir hayata kavuşurlar.
Öyleyse toprak emindir, kendisine bırakılan emanetlere asla hıyanet etmez. Demek ki, bütün bu görülen maddî güzelliklerin, rahmet ve hayatın manevî merkezlerinin ve bir kısım tezgâhlarının fa’al bir nev’i, toprak perdesinin altında ve arkasındadır. Elbette bu himayetli annemiz olan toprağın altına girmek ve kucağına sığınmak, o hakikî, daimî ve manevî çiçekleri seyretmek, daha ziyade sevilir ve iştiyaka lâyıktır.
Bediüzzaman şöyle der:
“Ey bîçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, “Eyvah! Malımız harap olup, sa’yimiz heba oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip, dar bir toprağa girdik.” demeyiniz, feryat edip me’yus olmayınız… Çünkü sizin her şeyiniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir.”
