“Meryem’in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Annesi dosdoğru bir kadındı. Her ikisi de yemek yerlerdi.”1
Önder insanların zamanla putlaştırılmasının en bariz örneğini Hristiyanların Hz. İsa’ya bakışlarında görmek mümkündür. Allahın bir kulu ve rasulü olan Hz. İsa, zamanla bazılarınca ulûhiyetin bir rüknü olarak görülmeye başlanmış, mabudiyetten kendisine hisse verilmiştir. Hâlbuki Allahtan başka hiçbir şey ibadet edilmeye layık değildir. Bir taş mabud olmaktan uzak olduğu gibi, en büyük bir insan da yine mabudiyetten uzaktır. Zira her varlık Allahın mahlûkudur.
Kur’anın bildirdiği gibi, Hz. İsa Allah’a kul olmaktan çekinmez.2 Doğumunun ilk günlerinde, annesinin kucağında bir bebek iken bir mu’cize olarak söylediği ilk sözünde “ben Allah’ın kuluyum” demesi son derece manidardır.3 Bu sözde, Hristiyanların ona bakışlarına bir reddiye vardır.
1 Maide, 75
2 Nisa, 172
3 Meryem, 30
