“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır.”1
“Ordu” kelimesi kışlayı, askerleri, bunların talimlerini, silahlarını, manevralarını hatırlatır. Orduda disiplin vardır, komutana itaat vardır. Gök ve yer, Cenab-ı Hakk’ın “ister istemez (yokluktan varlığa) gelin!” emrine uyarak “biz isteyerek geldik” demişler ve varlık alanında tezahür etmişlerdir.2
Kıyamet kopuncaya kadar olan müddet içinde, bütün yaptıkları ve yapacakları, hep İlahî emir iledir. Onun “Yan” dedikleri yanar, “dön” dedikleri döner, “sön” dedikleri söner, “dur” dedikleri durur, “vur” dedikleri vurur, “gel” dedikleri gelir, “git” dedikleri gider…
Bu ordular daimi bir görev halindedir, grev yapmaları asla söz konusu değildir. Mesela o çalışkan arı tam bir ciddiyetle çalışır, yeryüzünde Rahman’ın has misafirleri olan insanlara o şifa deposu olan balı sunar. Meyve ağaçları kendileri çamur yemekle beraber insanlara çeşit çeşit meyveleri takdim ederler…
1 Fetih, 7
2 Fussılet, 11
