Hepimiz, aynı insanlık ağacının farklı dallarında biten meyveleriz.
Dört çeşit kardeşlikten söz edebiliriz:
1-Kevnî (evrensel) kardeşlik
2-Beşerî kardeşlik
3-Dinî kardeşlik
4-Nesebî kardeşlik
Kevnî (evrensel) kardeşlik, diğer bütün varlıklarla yaratılışta beraber olmaktan gelen kardeşliğimizi ifade eder.
Beşerî kardeşlik, insan olarak hepimizin aynı asıldan gelmemizi anlatır.
Dinî kardeşlik, aynı dine mensup kimselerin, -velev farklı etnik kimliklere sahip olsalar bile- benzeri his ve heyecanlarla yaşamalarıdır.
Nesebî kardeşlik ise, aynı anne-babadan gelen kimselerin kardeşliğidir. Eğer kardeşler kendi aralarında ciddi problemler yaşarlarsa, aynı anne-babadan gelmiş olmaları, bu problemleri aşmalarına yetmez.
Hz. Nuh’a “İkinci Âdem” de derler. Bazıları, şu an dünyadaki bütün insan ırklarının Hz. Nuhun üç oğlu olan “Ham, Sam ve Yafes”ten geldiğini söylerler. Bunun sebebi, onun zamanında meydana gelen tufanda inkârcı insanların toptan helak edilmeleri ve sonraki insan nesillerinin Hz. Nuh ve Onunla beraber gemiye binenlerden gelmesidir. Aslında biraz daha geriye gittiğimizde karşımıza Hz. Âdem ve Hz. Havva çıkar, bütün insanlar ve ırklar bunlara dayanır. Bu açıdan baktığımızda, bütün insanları aynı ana-babadan gelen akrabalar olarak görmek mümkündür.
Hucurat suresi 13. ayette insanların başlangıçta aynı atadan geldiklerine dikkat çekildiği gibi, aynı surede daha özel bir kardeşliğe de dikkat çekilir ve şöyle denilir:
“Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat, 10)
Buradaki kardeşlik, nesebi bir kardeşlik olmayıp imandan gelen bir kardeşliktir. Bu kardeşlik ebediyen devam edecektir. Nesebi kardeşlik ise, şu dünyada bile bazan hükmünü yitirmekte, aynı anne- babadan gelen kimseler birbirine düşman olabilmektedirler. Eğer aralarında iman bağı yoksa diğer âlemde bu nesebi kardeşlik bağı bir anlam ifade etmemektedir.
