Bazı eserler belli bir devre hitap eder, zamanla unutulur gider. Ama bazıları zamanla daha da kıymetlenir, takdir edilir. İslâmi eserler içinde Mevlâna’nın Mesnevî’si, İmam Gazali’nin İhya’sı, Kadı Beydavî’nin Tefsiri buna misal olabilir.
Büyük Kur’an müfessiri Bediüzzaman Said Nursi’nin yazdığı İşârâtü’l- İ’caz, tefsirden anlayanlar açısından sahasında bir şaheserdir. Ülkemizde yapılan Uluslararası Risale-i Nur Sempozyumlarında İslam dünyasından gelen âlimler, Bediüzzamanın daha çok tefsir yönüne dikkat çekmişler, O’ndan “İmam Nursi” ve “Seyyidü’l- Müfessirin” (Müfessirlerin efendisi) gibi payelerle bahsetmişlerdir. Bu zâtlar, özellikle İşârâtü’l- İ’cazdan çok etkilendiklerini ifade etmektedirler.
İşârâtü’l – İ’cazın tam ismi, “İşârâtü’l – İ’caz fi mezânni’l – îcâz”dır. Bunu kısaca “Kur’anın veciz ifadelerinde bulunan i’caza dair işaret yerleri” şeklinde ifade edebiliriz. Kur’anın tefsiri ile meşgul olanların açıkça gördükleri gibi, İlahî kelâmda ifadeler son derece vecizdir ve bu vecizlikte nice engin manalar yer almaktadır. Bu vecizlik, Kur’anın mu’cize oluş cihetlerinin en önemlilerindedir.
İşârâtü’l – İ’caz’ın aslı Arapça olup, müellifin kardeşi Abdülmecid Nursi tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.
Arapça aslıyla Türkçe tercümeyi karşılaştırdığımızda asıl metnin bir kısmının tercümede yer almadığı görülür. Hâlbuki tercümede yer almayan kısımlarda da çok güzel mana incileri bulunmaktadır.
İşte, bu tefsiri Türkçeden okuyanlara bu kısımları da takdim niyeti bizi böyle bir çalışmaya sevk etti. İstifadenin daha ziyade olması için, yer yer dipnotlar şeklinde açıklamalar yapmakta fayda gördük. Ayrıca çalışmanın sonuna “Kavramlar ve Kelimeler Lügati” koyduk. Bu kısımda, eserde yer alan kavram ve kelimelere alfabetik sırayla yer verdik. İhtiyaç duyanlar, bu kısma bakıp daha rahat anlayabilirler.
Müellif, Mesnevi isimli eserinin Arapça orijinalinde şöyle der:
“Ben bu risaleleri önce kendim için yazdım. Sonra, ‘olur ki bazı insanlar da faydalanır’ diyerek bu nimetin şükrünün onların neşri olacağı hatırıma geldi.”
Biz de benzeri bir yaklaşımla, bu çalışmayı eserden istifademizin şükrü olarak gördük.
Bediüzzamanın eserlerini okuyan değerli bir öğretim üyesi, “Üstadın diğer eserlerini az çok anladık, ama İşârâtü’l- İ’cazı anlamadan gitmekten korkuyorum” demişti. Bu yeni tercüme ile anlamanın daha kolay hâle geleceğini düşünüyoruz.
Belki bazıları “Bediüzzamanın hayatının son yıllarında yapılan tercüme elimizde iken buna ne lüzum vardı?” diye sorabilirler. Her iki tercüme beraber incelenirse böyle bir soruya lüzum kalmayacağını sanıyoruz. Diğerinde yer almayan manalara insanımızın ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz. Kaldı ki yaptığımız çalışma sadece tercüme değildir, dipnotlarla ve sondaki kavram ve kelime lügatiyle eserin anlaşılması daha kolay hâle gelmiştir.
Kur’an Hz. Peygamber devrinde cem edildi, ama Mushaf hâline gelmesi Hz. Ebubekir döneminde oldu. Harekelenmesi daha sonraki dönemde gerçekleşti. Cüzlere, hiziplere ayrılması, kenarlarına süslemeler yapılması, zamanın akışı içinde yapıldı. Bütün bu merhalelerde “Hz. Peygamber devrinde böyle değildi” şeklinde itirazlar da oldu, ama öze ilişmeden yapılan bu gibi çalışmaların aslında birer tekâmül olduğu, ümmetin lehine olduğu görüldü.
İyi Arapçası olanlara, bu eserin orijinalinden istifadelerini tavsiye ederiz. Çünkü hiçbir tercüme, orijinalinin yerini tutamaz, tercüme esnasında ister istemez mana kaybı olur. Yeterli Arapçası olmayanlara da, dikkat ve sabırla tercümeden ve dipnotlardan yararlanmalarını öneririz.
Asıl kaynak varken haşiye ve şerhlerle işi uzatmak bazen faydadan ziyade zarar verebilmekte, öze ulaşmak yerine kabukla oyalayabilmektedir. Bunun farkında olarak, sadece anlamaya destek olabilecek kısa dipnotlarla iktifa ettik. Gölge değil, ayna olmaya çalıştık.
Kitap içinde yer alan başlıklar, istifadeyi kolaylaştırmak için genelde tarafımızdan konulmuştur.
“İlmi mesele mesele öğrenmek” önemli bir esastır. Bu esastan hareketle, İşârâtü’l-İ’caz’ı yirmi sekiz ders şeklinde takdim ettik. Yapılan bu tanzimde her bölümde konu bütünlüğü olmasına dikkat edilmiştir. İsteyenler hem dersin muhtevasını, hem kelimelerini, hem manalarını hazmede ede, ders ders takip edebilirler. İsteyenler de bu taksimi nazara almadan okuyabilirler.
Bu çalışmamızın yeni mana ufuklarına bizleri ulaştırmasını umuyor, istifade edenlerin dualarını bekliyoruz.
Şadi EREN
