1990 yılında Diyarbakır’daki görevim esnasında sekiz ve on yaşlarındaki iki yeğenime hediye olarak atari oyunları aldım. Yaz tatilinde Manisaya gittiğimde kendilerine verecektim. Hanımımla beraber “acaba bu oyunlar nasıl?” diye merak ettik, oynamaya başladık. Bazan saatlerimiz oyunda geçiyordu. Manisaya gittiğimizde hediyelerini verdik, bu “vakit öldürücü aletten” kurtulduk. İçimde “yeğenlerime böyle bir hediye almakla acaba kötü mü ettim?” endişesi vardı. Endişemi ablama söyledim. Disiplinli bir anne olan ablam, onlara “haftada bir saat oynama izni” vermek suretiyle problemi kolaylıkla halletti.
Atari oyunlarının bir kısmı, aşırı vakit kaybına yol açmamak şartıyla faydalı olmakla beraber, bir kısmı da son derece zararlıdır. Mesela “ördek avı” türü programlar çocuğun merhamet duygularını öldürür. Döğüş oyunları onu vurucu-kırıcı biri haline getirir. TV’de olduğu gibi, bu oyunlarda da seçici olmak gerekir. Faydalı olanların da “azı karar, çoğu zarar” olduğu unutulmamalıdır.
CD, VCD, DVD dünyası gittikçe zenginleşmektedir. Bunların büyüklere hitap edenleri olduğu gibi, çocuklar için hazırlanmış olanları da vardır. Bunlarla ilgili olarak şu noktalara temas etmek istiyoruz:
-Bunlar TV’ye alternatiftir. TV’de size sunulanı izlersiniz. Ama bunlarda kendi seçtiğinizi, hem de reklamlar girmeden seyredersiniz.
-TV’de bir defa izlersiniz. Ama bunları defalarca izlemeniz mümkündür. Bir defa izlemek bazan yeterli olmayabilir.
-Bunları doğrudan çocuğa almak yerine, çarşıya çıkıp beraberce almak daha isabetli olur. Çocuk kendi seçtiği VCD’yi daha benimseyerek izler.
Müzik
Her insan, fıtri olarak musikiden hoşlanır. Yaşadığımız varlık âleminde muazzam bir musiki vardır. Kuşların cıvıltısı, suların şırıltısı, ağaçların hışırtısı gibi sesler insan ruhuna ferahlık verir, rahatlatır.
Bir de insanların kendilerinin meydana getirdikleri müzik vardır. Bunun bir kısmı faydalı ise de, bir kısmının adeta bir çılgınlık olduğu basiret sahiplerine malumdur.
Çocuk rastgele gıdalarla beslenmediği gibi, rastgele müziğe de muhatap edilmemelidir. Ancak görüyoruz ki, çoğu evde müzik seti, radyo veya müzik yayını yapan bir kanal devamlı açık olmakta. Bunun sonucu olarak çocuk, büyüklere bile zarar verecek parçalara muhatap olmakta ve bundan büyük zarar görmekte.
Bundan kurtulmak için şunlara dikkat etmek gerekir:
-Yemeklerde seçici olduğumuz gibi, müzikte de seçici olmak.
-Müzik yayını yapan kanalları açmamak.
-Çocuklara yönelik çocuk şarkıları CD ve kasetleri almak.
Çocuk şarkıları alanında fazla bir zenginlik görememekteyiz. Ama inanıyoruz ki, bu sahada güzel şeyler yapıldığında kısa zamanda muhteşem bir zenginliğe ulaşılacak, gelecek nesillerimiz daha iyi yetişeceklerdir.
Alternatifler Sunmak
Peygamber Efendimize bir çocuk getirilir. Bu çocuğun başkalarının bahçesinden meyve çaldığı söylenir. Hz. Peygamber çocuğa bakar, şefkatle şöyle der:
“Yavrucuğum, başkalarının ağaçlarından meyve koparma, ama yere düşenlerden yiyebilirsin.”
Hz. Peygamberin bu nebevi uyarısında önemli bir nokta dikkati çekmektedir: Alternatif sunmak.
İmam Şafiinin şu sözü, çocuk eğitiminde de mühim bir esastır:
“Sen hakla meşgul ol, yoksa batıl seni istila edecektir.”
İnsan ya hak ve hakikatle meşgul olur veya lüzumsuz şeyler onun hayatını doldurur. Zira tabiat boşluk kabul etmez.
Çocuk muhakkak bir surette meşgul olacaktır. Faydalı işler yapmazsa boş şeylerle vakit öldürecektir. Sözgelimi illa TV seyredecektir. Ama programların iyi olanı vardır, kötü olanı vardır.
Çocuk muhakkak konuşacaktır. Düzgün konuşması öğretilmezse abes şeyler saçmalayacaktır.
Büyüdüğünde muhakkak kitap okuyacaktır. Yararlı kitaplar verilmezse, kötü kitaplarla dünyası kararacaktır.
Çocuk muhakkak müzikle ilgilenecektir. Ruhu okşayan parçalara ulaşamazsa, ruhu bunaltan parçalara yönelecektir…
Verimli bir tarlaya sahip olan kişi, ya o tarlayı sürer, güzel tohumlar serper, sulamasını yapar ve neticede iyi bir mahsul elde eder. Veya o tarlayı kendi haline bırakır, tarla faydasız ot ve dikenlerle dolar. Tarlanın ot ve dikenlerle dolması için özel bir gayret sarf etmeye lüzum yoktur, kendi haline terk etmek yeterlidir. Ama iyi mahsul almak için özel bir çaba sarf etmek gerekir.
Nitekim dağın zirvesine çıkmak da böyledir, bir gayret gerektirir. Fakat düşmek için küçük bir ihmal yeterli olabilir.
“Yardımlaşmak iyi midir?” diye sorulsa neredeyse bütün insanlar “evet” diye cevap verirler. Benzeri bir durum inat- haset- düşmanlık gibi duyguların eğitiminde söz konusudur. Batılda inat kötüdür, ama hakta sebat etmek şeklinde bir inat iyidir. Başkalarını çekememek kötüdür, ama onlardaki iyi hallere gıpta etmek iyidir. İyilere düşmanlık kötüdür, ama kötülere düşmanlık gereklidir.
