Hollandanın Rotterdam şehrinde kaldığım günlerde tanıştığım zatlardan biri Ad isimli bir Hollandalı bizi evine davet etmişti. Evinin her tarafı kitaplarla doluydu. Çay sohbeti esnasında kitaplarının 6.000 civarında olduğunu öğrendim. İslama giren bu Hollandalı, bir öğretmen veya bir öğretim üyesi değildi, kasaplık mesleğini icra ediyordu.
Avrupaya gidenlerin genelde dikkatini çektiği üzere, oradaki insanlar otobüs, tren gibi vasıtalarda boş durmuyorlar, mutlaka kitap veya dergi okuyorlar.
Ülkemizde ise okuma kültürü pek yaygın değildir. Hâlbuki Kur’an-ı Kerimin ilk inen ayeti “oku!” emriyle başlar, Hz. Peygamber “beşikten mezara ilim öğrenin” der.
İşte, hem kendimiz, hem nesillerimiz için “okuma seferberliği” başlatmalıyız. “Her ev bir okul” prensibiyle hareket ederek evlerimizi kitap okunan bir kültür merkezi haline getirebiliriz. Bunun gerçekleşmesi için, her ailede uygun bir zaman diliminde “okuma saati” yapmalarını öneriyoruz. Her aile evliliklerinin ilk günlerinden itibaren bu proğrama başlayıp, ilerde çocuklarıyla beraber devam edebilirler. Bu proğramla ilgili olarak aşağıdaki noktalara dikkat çekmek istiyoruz:
-Okuma saatinde, radyo- TV gibi meşgul edici aletler kapalı olmalıdır.
-Okunacak kitap edebi değeri olmalı, faydalı bilgiler içermelidir.
-Çocuklar okuma öğrendiklerinde onlar da okumaya katılmalıdır. Bu, onların hem okumalarını düzgünleştirir, hem telaffuzlarını güzelleştirir.
-Okuma esnasında zaman zaman açıklamalar yapılır, yazarın görüşleri değerlendirilir.
-Okuma saatinin sonunda katılanlara küçük bir ikramda bulunulur.
-Çocuklara bazan “şu kitabı oku, bir hafta sonra bize okuma saatinde yirmi dakikada anlat” denilebilir. Böyle bir görev, çocuğu hem dikkatli okumaya sevk eder, hem de anlatma yeteneğini geliştirir. Evde anlattığını dışarıda arkadaşlarına da anlatacağından sosyal yönü kuvvetlenir, arkadaşları içinde saygın biri olur.
