Materyalist Hasan

Hasan, dinden uzak bir çevrede büyümüştü. Çevresindekiler ona fikirlerinden dolayı “Materyalist Hasan” diyorlardı. Hasan bir gün dini bir sohbete katıldı. Sohbette Allah’tan, dinden, imandan söz edilmişti. Allah’ın varlığı anlatılırken “insan aciz bir varlıktır, ama etraftaki her şey insana hizmet etmektedir. Bu da Allah’ın bir ikramıdır” denilmişti.

Sohbet bittiğinde Hasan, bu kısma atıfta bulunarak şöyle dedi:

Allah’ın ikramı diye bir şey yok. İnsan akıllı bir varlıktır, evreni emri altına almıştır.”

Sohbeti yapan zât şunları nazara verdi:

Evet, insan akıllı bir varlıktır. Ama bu, evreni emri altına alması anlamına gelmez. Mesela, dünyamızdan bir milyondan daha büyük olan güneş, tam olması gereken yerde. Biraz daha yakında olsa dünya kavrulacak, her yer çöl olacak. Biraz uzaklaşsa her taraf buzullarla dolacak. Onu oraya yerleştiren biz miyiz?

Deve gibi bir hayvan insandan daha güçlü olmasına rağmen küçük bir çocuğun önünde eğiliyor, onu sırtına alıyor, ardından nazikçe doğruluyor. Ona bu itaati öğreten biz miyiz?

Ağaçlar meyve veriyor, tavuklar bize yumurta getiriyor, onlara emreden biz miyiz?”

Hasan, sözün burasında müdahale yapma lüzumu hissetti, kendince bilimsel bir yaklaşımla açıklamaya çalıştı:

Bak dostum dedi, ağaçların meyve veya tavukların yumurta vermeleri bize ikram için olmayıp, nesillerini devam ettirmek içindir. Ama emperyalist olan insan doğayı sömürür, böylece o ağaçların meyvelerini, tavukların yumurtalarını yer. Tüm bunlarda illa ilahi bir kudretin tasarrufunu aramaya çalışmayalım.”

Sohbeti yapan zât tebessümle şöyle devam etti:

Ağaçların meyve vermesi veya tavukların yumurta vermesi bir yönüyle elbette nesillerini devam ettirmek içindir, buna itirazımız olamaz. Ama bunu sadece nesillerini devam ettirmek şeklinde de değerlendiremeyiz. Şayet böyle olsaydı, mesela bir incir ağacı binlerce meyve değil, sadece bir meyve verse neslini devam ettirirdi. Tavuk, senede yüzlerce yumurta yerine birkaç yumurta verse, kendi nesli için yeterdi.”

Anlatılanlar Hasan’ın materyalist fikirlerini alt üst etmişti. Maddeci felsefenin evreni izahta yetersiz kaldığını şimdi çok iyi anlamıştı. Daha fazla ısrarın faydası olmadığın farketti, “Haklısın dostum, dedi. Anlattıklarınız ufkumu açtı, dünyamı aydınlattı, size minnettarım…”

O günkü sohbet, Hasan’ı materyalizm ağından kurtardı. Artık adının önüne “Materyalist” eki getirilmiyor “Hasan Bey” olarak yâd ediliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir