Allahın şeairi, Allahı hatırlatır,
İslami şuura vesile olur.
“Şeair” kelimesi, alâmet yönü öne çıkan kutsalları ifade eder. Bütün dinlerde ve ideolojilerde, o dinin ve ideolojinin şeairi olur. Bu şeairi gören kimselerin şuurunda, bağlı bulundukları dinle ve ideolojiyle alâkalı duygu yoğunlaşması meydana gelir. Hristiyanlarda haç, Yahudilerde altı köşeli yıldız, Müslümanlarda hilâl, dinî birer şeairdir. Orak-çekiç, bozkurt gibi semboller de ideolojik şeaire örnek olarak verilebilir.
Allah’ı hatırlatan şeaire “şeairullah” denir. İlgili bir Kur’an ayetinde şöyle bildirilir:
“Her kim Allah’ın şeairine saygı gösterirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.”1
İslâmın sembolü olan alâmetlere ise “şeair-i İslâmiye” tabiri kullanılır. Namaz, oruç, hac gibi ibadetler, ayrıca cami, minare, ezan gibi esaslar İslâmın birer şeairidir.
Kur’an-ı Kerîmde, sığır ve deve gibi hayvanların Allahın şeairinden olduğu nazara verilir.2 Bu hayvanlar insana nispetle çok daha bedenli, iri olmasına rağmen, tamamen insanın emrine râm olmuşlardır. İnsan, bunların sütünden, yününden yararlandığı gibi, dilediği zaman hayatlarına da müdahale edip Allah adını anarak bunları kesebilmektedir.
Mevlananın nazara verdiği şu durum, Allahın şeairini değerlendirmede güzel bir bakış açısı sunar:
“Leylanın aşkından çöllere düşen Mecnun, bir köpeğe çok iltifat etmektedir. Etrafındakiler derler: Mecnun! Bunun alt tarafı bir köpek. Niye bu kadar önem veriyorsun?
Mecnun der: Siz bunun nerden geldiğini bilmiyorsunuz. O, Leyla’nın diyarından geliyor.”3
Mütefekkir bir ehl-i iman da her şeyi “Mevla’nın diyarından” gelmiş olarak görür. Mecnun, her vesileyle Leyla’yı hatırladığı gibi; o da varlıkların beden dilini okuyarak “Her şey bana Seni hatırlatıyor” der, varlıklardan geçer, onları var edene yönelir.
1 Hacc, 32
2 Bkz. Hacc, 36
3 Rûmî, (Tahiru’l- Mevlevî), IX, 150-150.
