Yanılma payı olmakla beraber,
ilk intiba genelde doğrudur.
Delikanlı dedesine sormuş:
Dedeciğim, ninemle evleneceğin vakit ilk görüşmenizde kendisinden bir elektrik aldın mı?
Dedesi gülerek şöyle cevap vermiş:
Evlat, bizim gençlik günlerimizde elektrik yoktu, gaza geldik!
Birbirlerini ilk defa gören ve konuşan insanlar, ilk otuz saniye içinde birbirleriyle ilgili az-çok bir kanaate sahip olurlar.1 Bu kanaatte yanılma payı olmakla beraber, genellikle ilk intibalardaki kanaatler, ilerleyen zaman diliminde de devam eder.
Mesela, ilk defa yeni bir sınıfta ders anlatacak bir öğretmen “ilk intibaın önemini” asla unutmamalıdır. İlk dersteki performansı öğrenciler tarafından “yetersiz biri” şeklinde algılanırsa, bunu izale etmek uzun zaman alacaktır.
Bir insanı şöyle bir süzdüğümüzde, onunla alâkalı olarak “sevecen biri”, “asabi”, “çökmüş”, “dinamik bir ruh yapısına sahip” gibi bir intibaa varırız. Bizi bu intibaa sevk eden, muhatabımızın beden dilinin etrafa yaydığı sinyallerdir. Bu sinyallerin bir kısmı duyu organlarımız tarafından algılanırken, bir kısmı da ruh radarımız tarafından tespit edilir. Bunun sonucu olarak ya onu kendimize yakın bulur, “sanki kırk yıldır tanışıyor gibiydik” deriz. Ya da “ruhum ona ısınmadı, çok itici geldi” gibi ifadeler kullanırız.
İlk intibada kılık-kıyafet çok önemlidir. Genelde insanın kılık-kıyafeti onun dünya görünüşünü ve iç âlemini yansıtacak şekilde olur. Ama asıl kalıcı intibaımız, muhatabımızla sohbet ettikten sonra gerçekleşir. Bu gerçeği ifade bâbında, halkımız arasında şöyle denilir:
“İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, konuşmalarıyla uğurlanır.”
1 Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş, Bedenin Dili, Remzi Kitabevi, İst. 2000, s. 5
