Boyumuzu değiştiremeyiz, ama huyumuzu yönlendirebiliriz.
Kişiliğin kalıtım ile ilgili kısmı olan sıkılganlık, asabilik, yumuşak huyluluk gibi durumlara mizaç denilir. Eskiler “can çıkar huy çıkmaz” demişler. Bu cümleden yola çıkarak bazıları “boşuna insanları eğitmeye kalkmayın, onları değiştiremezsiniz” derler. Hâlbuki üstteki cümleyi belli kayıtlarla anlamak gerekir. Sözgelimi çok hareketli ve atılgan bir tabiata sahip olan birini çok durgun ve sakin biri yapamayız, ama onun bu hareketliliğini ve atılganlığını iyi bir mecraya yönlendirebiliriz.
Deli dolu akan bir nehir düşünelim. Bu nehir zaman zaman kabarmakta, çevredeki araziye zarar vermektedir. Bu nehri ortadan kaldıramayız, fakat önüne bir sed yaparak çevreyi hem aydınlatabilir, hem de sulayabiliriz.
Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in Bedir savaşı esirleri hakkındaki tavırları konumuza güzel bir misal olabilir. Şöyle ki:
Bedir Savaşında esir alınan müşriklere nasıl muamele edileceği konuşulurken, Hz. Ebubekir, fidye karşılığı serbest bırakılmalarını teklif eder. Hz. Ömer ise, öldürülmeleri şeklinde kanaat belirtir. Peygamber Efendimiz Hz. Ebubekir’i, Hz. İbrahim’le Hz. İsa’ya, Hz. Ömer’i de, Hz. Nuh’la Hz. Musa’ya benzetir.1
Hz. İbrahim, Cenab-ı Hakka şöyle yalvarmıştır:
“Ya Rabbi, kim bana tâbi olursa bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz Sen Ğafursun, Rahîmsin (bağışlar, merhamet edersin).”2
Hz. İsa ise, ümmetinden olup da, teslise (Baba, oğul, ruhu’l- Kudüs inancına) sapanlar hakkında şöyle der:
“Ya Rabbi, onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen Azîzsin, Hakîmsin (izzet ve hikmet sahibisin).”3
Görüldüğü gibi, bu iki peygamber, cemâlî tecellinin mazharı olarak ümmetleri hakkında beddua etmemiştir.
Hz. Nuh ise, kavminin hakkı kabulden kaçması sebebiyle şöyle beddua etmiştir:
“Ya Rabbi, yeryüzünde bir tek kâfiri bile sağ bırakma!”4
Hz. Musa da, benzeri bir hâlde şöyle bedduada bulunmuştur:
“Ya Rabbi, onların mallarını mahvet, kalplerini sık.
Onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.”5
1 Râzî, XV, 197
2 İbrahim, 36
3 Mâide, 118
4 Nuh, 26
5 Yunus, 88
