Kur’an-ı Kerimde müstakil olarak en uzun anlatılan kıssa, Hz. Yusuf’un kıssasıdır. Küçüklüğünde kardeşleri tarafından kıskanılıp kuyuya atılır. Oradan geçen bir kervan tarafından kurtarılıp, bir köle olarak Mısıra satılır. Onu satın alan Mısır Aziz’inin hanımı Züleyha, önceleri kendisine evladı nazarıyla bakarken, Yusuf delikanlı olduğunda bakışı değişir. Evde kimsenin olmadığı bir gün tüm kapıları kapatır ve bütün cazibedarlığıyla Yusuf’u kendine çağırır. Hz. Yusuf مَعَاذَ اللّٰهِ “Allaha sığınırım” der ve kaçmaya başlar.
Daha sonraki bir safhada, ya zindana atılmak veya Züleyha’nın dediğini yapmakla karşı karşıya kalınca Allah’a şöyle yalvarır:
رَبِّ السِّجْنُ اَحَبُّ اِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَن۪ٓي اِلَيْهِۚ
وَاِلَّا تَصْرِفْ عَنّ۪ي كَيْدَهُنَّ اَصْبُ اِلَيْهِنَّ وَاَكُنْ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ
“Ya Rabbi, zindan onların beni davet ettikleri şeyden bana daha sevimlidir. Eğer bu kadınların hilesini benden çevirmezsen onlara meyleder ve cahillerden olurum.”1
Normal şartlar altında zindan arzu edilen bir yer değildir. Fakat mukabilinde Allah’a isyan varsa, zindan tercih edilir. Çünkü “Allah’a isyan olan şeyde kula itaat edilmez.”2
Tarih boyunca, Hz. Yusuf misali zulmen ve iftira ile pek çok kimse hapse ve zindana girmiştir. Bu bahtiyar insanlar hizmetlerine orada da devam edip, orayı bir “medrese-i Yusufiye” haline getirmişlerdir.
Kıssadan Hisse
Günümüz insanı ve gençliği Hz. Yusuf gibi iffetli olmak zorundadır. Hz. Yusuf, bir Züleyha ile denendi. Günümüz insanı ise nice Züleyhalarla imtihan ediliyor. Gazetesi, televizyonu ve sairesi hepsi birden “haydi gel” diye günahlara sevketmektedir.
Hz. Yusuf böyle bir imtihandan “Rabbinin burhanını” görerek kurtulmuştur. Günümüz insanı da her şeyde Allah’ı gösteren burhanları, delilleri görmek suretiyle kurtulabilirler.
Bir hadiste, hiçbir gölgenin olmadığı günde, Arşın gölgesinde yedi sınıf insanın gölgelenecekleri anlatılır. Bunlardan biri de, güzellik ve makam sahibi bir kadın kendisine davet ettiğinde “ben Allah’tan korkarım” diyerek geri durabilen iffetli kimsedir.
Ölüme Dua
Hz. Yusuf uzun yıllar zindanda kalır. Sonunda masumluğu anlaşılır, en yüksek bir makama getirilir, Mısır Aziz’i olur. Artık zahmetli günler geride kalmış, anne-baba ve kardeşlerine kavuşmuştur. Böyle bir halde iken, şu fani dünyanın görünüşteki parlaklığı O’nu aldatmaz. Rüya misali olan dünya saltanatına bedel, gerçek saadetin olduğu beka âlemini ister ve Allah’a şöyle yalvarır:
رَبِّ قَدْ اٰتَيْتَن۪ي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَن۪ي مِنْ تَأْو۪يلِ الْاَحَاد۪يثِۚ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ
اَنْتَ وَلِيّ۪ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ تَوَفَّن۪ي مُسْلِمًا وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَ
“Ya Rabbi, bana saltanattan bir nasip verdin ve olayların yorumunu/ rüya tabirini öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan, Sen dünya ve ahirette benim Velimsin. Beni müslim olarak vefat ettir ve salihlere ilhak eyle.”3
O’nun bu duasında şöyle incelikler görmekteyiz:
-Duada, önce Allah’ın nimetlerini zikretmek, duanın adabındandır.
-Gerçek mutluluk kabrin öte tarafındadır.
-Dünyada yaşayan insanlar, dünyanın geçici, aldatıcı saltanatına değil, ahiretin daimi gerçek saltanatına talip olmalıdırlar.
Not: Peygamberimiz (a.s.m.) daha ölüm gelmeden ölümü isteme noktasında bize şöyle dua etmemizi bildirir:
اَللّٰهُمَّ أَحْيِنِي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي، وَتَوَفَّنِي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي
“Allahım, yaşamam hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, ölüm hakkımda hayırlı olduğunda ise, beni vefat ettir.”4
1 Yusuf, 33
2 İbn Mace, Cihad, 40
3 Yusuf, 101
4 Buhari, Kitabu’l- Merdâ, 19
