Duanın Psikolojik Yönü

Duanın ruh ve beden üzerinde olumlu etkileri vardır. Cenab-ı Hak, meccanen iş yaptırmaz, hiçbir hizmeti ücretsiz bırakmaz, peşin olarak mükâfatını verir. Bu, O’nun rahmet ve kereminin bir gereğidir.

İşte, dua ibadetinde de Cenab-ı Hak peşin olarak “kalp rahatı, gönül huzuru, stresten kurtulma…” gibi ücretler verir.

Nobel ödülü sahibi Dr. Alexis Carrel, duanın beden üzerindeki etkisini şöyle anlatır:

Dua, infilakî bir etkiye sahiptir. Bu yolla kanser, böbrek iltihapları, ülser, verem gibi hastalıkların süratle iyileştiği görülmüştür.”1

Hindistan’ın hürriyetine kavuşmasında çok büyük emeği geçen ve bu uğurda nice eza ve cefaya katlanan Mahatma Gandi, kendisinin maruz kaldığı zor günlerle ilgili olarak şöyle der:

Dua ve ibadet olmasaydı ben çoktan çıldırırdım.”2

Said Nursî, duanın psikolojik yönünü şöyle anlatır;

Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, birisi var onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil. Bir kerim zât var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyaçlarını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını def edebilir bir Zâtın huzurunda kendini tasavvur ederek bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü omzundan atar, ‘elhamdülillahi Rabbil âlemin’ der.”3

İnsan ruh ve bedenden meydana gelmiştir. İnsanda asıl olan ruhtur. Beden, ruhun âleti durumundadır. Nitekim ölüm olayında bedenden ruh çıkar, insan et ve kemik yığınından ibaret kalır. İnsan ruhu ise gördüğü, duyduğu, hatta hayal ettiği şeylerden etkilenen bir özelliğe sahiptir. Mesela, gördüğü korkunç bir trafik kazasını günlerce unutmaz. Duyduğu acı bir vefat haberi iştahını kaçırır. İdama mahkûm birisi, idam edileceğini hayal ettikçe ruhen ve bedenen perişan olur.

İşte dua, insanı ayakta tutacak, olaylar karşısında metanetini sağlayacak en mükemmel bir kuvvettir, en ağır hastaları bile ayağa kaldıracak bir güce sahiptir. Hemen her insan, hayat yolculuğunda kendisini üzen, rahatsız eden şeylerle karşılaşır. İstediği şeyi elde edememekten veya kendisine düşmanlık vaziyeti alan şeylerden ızdırap duyar, rahatsız olur. Ruhen güçlü olanlar Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler” deyip Allah’a dayanırlar. Fakat böyle bir tevekkülden mahrum kişiler, olayların darbesi karşısında direnç gösteremezler, kısa zamanda ruhen ve bedenen çökerler.

1 Carrel, Dua, s. 23

2 https://dergi.diyanet.gov.tr/makaledetay.php?ID=20700

3 Said Nursi, Mektubat, Envar Neşriyat, İst. 2002, s. 301

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir