Yiğit, büyüklenmez, fakat büyüktür
Kavak ağacı sivrilmenin, elma ağacı da tevazuun birer misali gibidir. Kavak sivrilir, sivrilir, ama hiç meyve vermez. Elma ağacı ise, meyvelerle gittikçe başı ağırlaşır, hatta bazan olur meyvelerin ağırlığından dalları kırılır.
Gerçekten büyük olan kimse, büyüklenme ihtiyacı duymaz. Manen küçük olanlar ise, kendilerini bir şey zannedip havalara girerler.
İşte yiğit insan, elbette nice başarılara imza atar. Ama bu başarılar onun başını döndürmez, aksine tevazuunu artırır. Onun tevazuu, büyüklüğüne delildir. Hâli, Necip Fazıl’ın şu şiirinde ifade edildiği gibidir:
“O erler ki, gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar,
Yıldızları tesbîh tesbîh çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
………………………………………………
Ne cennet tasası ve ne cehennem,
Sadece Allah’ın rızasındalar.”1
1 Necib Fazıl Kısakürek, Çile, b.d. Yay. İst. s. 388
