Ölmek var, dönmek yok!

Yiğitlik zor günlerde belli olur!

Uhud’un şehitlerinden biri, Hz. Enes’in amcası Enes Bin Nadr’dır. Enes Bin Nadr, “Rasulullah’ın ilk savaşı olan Bedir’de bulunamadım. Ama Vallahi, Rasulullah ile beraber bir savaşı Allah bana gösterirse, nasıl savaşacağımı göreceksiniz” demektedir.

Uhud Savaşı’nda, karşı taraf “Muhammed öldürüldü” diye yaygara koparınca mü’minler perişan olurlar. Enes Bin Nadr, ellerinden silahı bırakmış bir topluluğa uğrar. “Niye oturuyorsunuz?” diye sorar. Derler: “Rasulullah öldürülmüş!”

Enes Bin Nadr, onlara der: “O ölmüşse, onun olmadığı bir hayatı ne yapacaksınız? Kalkın, Rasulullah hangi yolda ölmüşse, siz de o yolda ölün!”

Sonra düşmana karşı çıkar, hayatını kaybeder. Savaş sonrası, vücudunda seksen küsur ok, mızrak yarası sayılır.1

Şu ayet, Enes Bin Nadr gibileri medhetmektedir:

“Mü’minlerden öyle er kişiler var ki, Allah’a verdikleri sözde sadık oldular.

Kimi ahdini yerine getirdi, kimi de bekliyor.

Sözlerinde döneklik etmediler.”2

Gerçi, savaşa katılmakta birinci hedef, şehit olmak değil, hakkı yüceltmek, dini azîz kılmaktır.3 Ama bu hedefe giderken, şehadet rütbesini de elde etmek büyük bir mazhariyettir. Bundan dolayı bazı zatlar şu duaya devam etmişlerdir:

“Allahım, bizi dünyadan ancak şehit olarak ve imanla çıkar.”

1 İbn Hişam, Siretu’n-Nebeviyye, III, 88; Tirmizi, Tefsir, 33/2

2 Ahzab, 23

3 Kadı Beydavî, Envaru’t-Tenzil ve Esraru’t-Te’vil, I, 224

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir