Kur’an ve insan

Kur’an, bütün insanlara son İlâhî Kitaptır ve ezelî bir hitaptır. Kur’anın okunmasından ölüler de yararlanmakla beraber, Hamdi Yazır’ın belirttiği gibi, asıl olarak o “ölüler için değil, diriler için nazil olmuştur.” (VI, 4004)

Her bir Kur’an âyeti, bir hidayet rehberidir. İnsanlara dünya ve ahirette saadet yollarını gösterir. Bununla beraber bir kısım Müslümanlar onu asıl gönderiliş hikmetlerinden farklı alanlarda kullanmaya çalışmaktadır. Kur’an’la fal açmak veya mânâsını hiç nazara almadan sadece lâfzını düzgün olarak okumaya özen göstermek, bunlardan iki görünümdür. Hamdi Yazır bu konuda şöyle der:

Âyetleri okumaktan maksat, efsunculuk yapmak veya sabahîden, segâhtan makam çatlatmak değil, elini başına koyarak düşünmek ve marifet ile bezenmektir.” (VII, 4884)

Her sahada ihtisasa müracaat edilen bir dünyada yaşıyoruz. Öyle ki, bir göz doktoruna kulakla ilgili bir hasta gelse, “benim branşım değil” diyebildiği halde, nedense dinî konularda aynı hassasiyet gösterilmiyor; bilen de, bilmeyen de konuşuyor. Daha Kur’an’da kaç sûre olduğunu bilmeyenler, Kur’an hakkında ahkâm kesiyorlar. Hâlbuki Hamdi Yazır’ın dediği gibi, “Kur’an’dan bahsetmek isteyenler, onu hiç olmazsa harekesiz olarak yüzünden okuyabilmelidirler.” (Mukaddime, I, 15)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir