Para bir hizmetçidir, efendi yapılmamalıdır.
Hz. Peygamber şöyle der:
“Dinar ve dirhemin kulları helak oldu.” 1
Dinar ve dirhem, altın ve gümüş paraya verilen isimlerdir. Peygamber Efendimiz döneminde para olarak bunlar kullanılmaktaydı. Hadiste “altın ve gümüşe tapan” anlamında “abdü’d-dinar, abdü’d-dirhem” denilmesi, düşündürücü bir nüktedir. Günümüzde bir kısım insanların doların veya avro’nun kulları haine geldikleri ortadadır.
İbadet, Allah’ın emrettiği şeyleri yapmak, “O’na kul olmak”tan ibarettir. Namaz, oruç, zekât, sadaka, hac, dua… hep birer ibadettir. Bu İlâhî emirleri yapmak her ne kadar nefse zor gelse de, insanın gerçek hürriyeti bunları yapmakla gerçekleşir. Hamdi Yazır, ibadetle alakalı şu veciz ifadeleri kullanır:
“Âlemde ben Allah’tan başkasına hürriyetimi veremem… Kendime kalırsam hiç, O’na intisabımla her şeyim.”2
‘Yalnızca sana ibadet eder ve sadece Sen’den yardım dileriz’3 diyebilmekten büyük hürriyet tasavvur olunamaz.”4
Öyle anlaşılıyor ki, gerçek manada hür olan insanlar, ibadetini yapan mü’minlerdir. Allah’a kul olmaktan kaçınanlar ise, paraya kul olmaktan veya yaratılmış bazı şeylere tapmaktan kurtulamazlar.
1 Tirmizî, Zühd, 4
2 Yazır, I, 103
3 Fatiha, 5
4 Yazır, V, 3111
