Acımasız rekabet, tam bir bencilliktir.
Tabela işi yapan bir esnafa “şehirde kaç tane rakibiniz var?” diye sormuştum. Gayet nazik bir şekilde şu cevabı verdi: “Rakiplerimiz yok, meslektaşlarımız var!”
Çarşı pazarda işlerin kaliteli olabilmesinin en önemli esaslarından biri, rekabettir. Piyasada tek olan kişi “zaten bana mahkûmlar” der, kaliteye dikkat etmeyebilir. Ama aynı işi yapan başkaları da olduğunda hem fiyatta, hem kalitede hem de hizmet sunmakta bir yarış başlar.
Kapitalizm, insanları genelde bencil yapmıştır. Bencillik sebebiyle insanlar hayatın merkezine kendilerini alır, başkalarının zarar görüp görmemesi onları ilgilendirmez. Bunun sonucu olarak da “Ben tok olayım, başkası açlıktan ölse bana ne” der.
Hâlbuki insan sosyal bir varlıktır, şahsi hayatını başkalarının yardımıyla devam ettirebilir. Yediği ekmekte veya giydiği elbisede nice insanların ya doğrudan veya dolaylı olarak emeği vardır. Bu durumda her insan diğer insanlara faydalı olmakla mükelleftir. Nitekim Hz. Peygamber şöyle der:
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.”1
Kamil insanlar, kendilerini aşıp başkaları için yaşarlar, kendi rahatlarını değil, toplumun rahatını düşünürler. Öyle ki, diğer insanlar günah işlediğinde bu insanlar sanki kendileri o günahları işlemiş gibi gözyaşı dökerler.
1 Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1, 393
