Sonuç

Erkeğin de belli bir tesettürü olmakla beraber, tesettür denildiğinde daha çok kadın hatıra gelir. Çünkü erkeğin diz ile göbek arasının örtülü olması tesettürü için kâfi iken, kadının “el, yüz ve ayak” dışında bütün bedeninin örtülü olması gerekir. Bu da onun şu dünyadaki imtihanının bir parçasıdır.

İran, 1979 da gerçekleşen Humeyni liderliğindeki mollalar devrimiyle kılık kıyafette de devrim yaptı, kadınları mecburi olarak belli bir kalıba soktu, bu çerçevede başörtüsünü zorunlu kıldı. 2012 yılında üniversitelerden bir grupla yaptığımız İran seyahatimizde Tahranda kadınların çoğunun başının yarım örtülü olması dikkatimi çekmiş ve bize rehberlik eden zata “Şia’da başörtüsü böyle mi?” diye sormuştum. Rehberimiz şöyle cevap verdi: “Kanun kuvvetiyle ancak bu kadar oluyor!”

Kendisine dedim: “Başörtüler başlarda iğreti duruyor. Bana öyle geliyor ki, hafiften bir hürriyet rüzgârı esse çoğunun başında örtü kalmayacak!”

Ülkemizde uzun yıllar İran’da yapılanın tersi devlet eliyle uygulanmak istedi, ama sonuç itibarıyla 2013 yılında iş kadınların tercihine bırakıldı. Bu hürriyet ortamı iyi değerlendirilmeli, tesettürü tercih eden de, serbest kıyafeti tercih eden de rencide edilmemelidir. Bu ülkenin insanları olarak bize düşen görev, karşılıklı saygı ve anlayışla maddeten ve manen daha mutlu ve müreffeh bir Türkiye için çalışmaktır. Bu, millet olmanın bir gereğidir. Çünkü millet, aynı devlet çatısı altında kader birliği yapmış insanlar topluluğudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir