Başörtü, siyasal bir simge mi?

Başörtü, siyasal bir simge olmayıp, dinî bir emirdir. Hemen her parti mensupları içinde başörtülü bayanların olması, bunun açık bir delilidir.

Ülkemiz, insanlarının % 90 küsurunun Müslüman olduğu bir ülkedir. Bu ülke, Osmanlı Devleti zamanında ise çok uzun bir süre İslam Dünyasına liderlik yaptı. O zamanda siyasal partiler yoktu, ama başörtüsü vardı, hem de şimdikinden çok daha yaygın olarak vardı. Sadece bunu düşünmek bile, başörtüsünün siyasal bir simge olmadığını göstermeye yeter.

Ülkemiz kadınlarının çoğu başörtüsünü dinin bir gereği olarak takar. Bir kısmı da bin yıldır meydana gelen İslamî kültürün bir yansıması olarak böyle bir kıyafet içinde bulunur. Çünkü fertleri şekillendiren en önemli unsurlardan biri, çevredir. Kışın çok soğuk olduğu bölgelerde insanlar mecburen kapalı olurlar ve kalın şeyler giyerler. İklim, kıyafetleri böyle belirlediği gibi, sosyal ve kültürel çevre de kıyafetlerde belirleyicidir.

Nedense bazı çevreler olaya böyle bakmadı, sanal gürültüler kopardı, yarım asır ülke gündemi başörtü meseleleriyle meşgul edildi, halk kendi içinde bu mesele yüzünden ayrıştırıldı. Fransız işgalinde bir ülkede Fransızların böyle Batı tarzı kıyafetini dayatması bir derece anlaşılabilir, ama hür ve halkının kahir ekseriyetinin Müslüman olduğu bir ülkede böyle bir dayatmayı anlayabilmek mümkün değildir.

Necip Fazıl Kısakürek, böyle “yasakçı zihniyete” karşı kendine has üslupla şöyle haykırır:

“Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek, İstiklal Savaşı başlarında ve Maraş’ta düşmanlar tarafından başörtüsü çekilip düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir!”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir