“Kul” olmanın şerefi

 Mevlana şöyle der:

“Ben kul oldum, kul oldum, kul! Kulluk vazifemi hakkıyla yapamadığım için utancımdan başımı eğdim. Bir köle azad edilince sevinir. Ben ise sana kul oldum diye seviniyorum ya Rab.”

Bilsin veya bilmesin aslında her insan Allahın kuludur. Hatta “göklerde ve yerde olanların hepsi Rahman’a abd olarak varırlar” ayetinin hükmüyle, her varlık Allah’ın kuludur.1

Küçük yaşta ormanda kaybolan bir şehzadenin, günün birinde şehzade olduğunu bilmesi, nasıl kendisini birden farklı bir atmosferde bulmasına sebebiyet verirse, “abdullah” olduğunu bilmek de insanı rahatlatır, yükseltir. Kur’an, Hz. Peygamberin en ileri seviyede bir mazhariyeti olan miracı anlatırken, Ondan “abd” olarak bahseder.2 Yani Hz. Peygamber en yüksek mertebeye bir kul olarak çıktı. Bu yükseliş onu -haşa- ilah yapmadı. O, miraçta da bir abd idi.

Yine Kuran, Hz. Musa’nın Hz. Hızır’la seyahatinin başlangıcını haber verirken Hz. Hızır’ı “kullarımızdan bir kul” ifadesiyle anlatır.3

Hz. İsa’nın daha yeni doğmuş bir bebek iken söylediği ilk sözünün “ben Allah’ın kuluyum” olması da, ubudiyetin şerefine delalet eder.4

1 Meryem, 93

2 İsra, 1

3 Kehf, 65

4 Meryem, 30

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir